<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ne okumalı - Gezente.com</title>
	<atom:link href="https://gezente.com/tag/ne-okumali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gezente.com</link>
	<description>Gezente Bir Ruh Durdurulamaz!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 09 Dec 2017 18:51:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>
	<item>
		<title>Kitap Önerisi: Hayvanlardan Tanrılara SAPIENS</title>
		<link>https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/</link>
					<comments>https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2016 11:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[en çok ounan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[en çok satan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[en popüler kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kolektif Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[ne okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[ne okunur]]></category>
		<category><![CDATA[okunacak kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kitap]]></category>
		<category><![CDATA[SAPIENS]]></category>
		<category><![CDATA[vitrin]]></category>
		<category><![CDATA[Yuval Noah Harari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=8050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tam adı Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi olan Yuval Noah Harari&#8216;nin Kolektif Kitap&#8216;tan 2015 yılında çıkmış olan türümüzü en iyi özetleyen kitaplardan birisidir. Elimde 20. baskısı bulunmakta ve şu an bile en çok satanlar listelerinde üst sıralarda bulunmaktadır. Kitap 30&#8217;dan fazla dile çevrilmiştir. Homo Sapiens&#8216;in 70 bin yıl öncesinden günümüze diğer insan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/">Kitap Önerisi: Hayvanlardan Tanrılara SAPIENS</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Tam adı <strong>Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi</strong> olan <strong>Yuval Noah Harari</strong>&#8216;nin <strong>Kolektif Kitap</strong>&#8216;tan 2015 yılında çıkmış olan türümüzü en iyi özetleyen kitaplardan birisidir. Elimde 20. baskısı bulunmakta ve şu an bile en çok satanlar listelerinde üst sıralarda bulunmaktadır. Kitap 30&#8217;dan fazla dile çevrilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Homo Sapiens</strong>&#8216;in 70 bin yıl öncesinden günümüze diğer insan ve hayvan türleri arasından sıyrılarak gelişini sade bir dille ve akılda kalıcı şekilde anlatması ise kitabın muhtemelen en çok tercih edilme nedenlerinden birisi. Tabii kendimizi tanımaya giriş için de iyi bir başlangıç olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Homo Sapiens&#8217;in ateşin keşfi ve onu kontrol etme yeteneği kendisini her şeyden daha güçlü konuma taşıdı ve besin zincirinde de en üst sıraya yerleşti. Tabii ki Homo Sapiens bununla da yetinmedi ve gittiği heryere felaket götürdü. Kıtalardaki yaşam dengesini alt üst etti. Kendisi ile yaşamaya alışmamış-evrilmemiş hayvanların zamanla soyları tükendi ve yok oldular. Homo Sapiens bu alışkalığından halen vazgeçmediği için 21. yy&#8217;da birçok şeyin sonu gelmektedir. Sanırım bu bizim kodlarımıza işlenmiş en eski alışkanlıklarımızından birisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Homo Sapiens Tarım devrimini gerçekleştirdikten sonra hem kendisini hem de diğer hayvanları zalimce evcilleştirmiştir. Onbinlerce yıllık göçebe yaşamımız Buğday&#8217;ın ana besin maddemiz olmasıyla değişmiş ve göçebelikten yerleşik düzene geçerek hem kendimize hem de diğer hayvanlara büyük kötülük yapmışız.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın hemen hemen her sayfasında altı çizilecek bilgiler bulunmaktadır. birkaç tanesini burada paylaşalım;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İki milyon yıl önce <strong>Doğu Afrika</strong>&#8216;ya bir gezi yapsaydınız, çok tanıdık insan karakterlerine tanık olabilirdiniz: çocuklarına sarılan endişeli anneler, çamurda oynayan çocuklar, rahat bırakılmak isteyen yaşlılar ve toplumun kurallarına başkaldıran gençler, görmüş geçirmiş yöneticileri ve köyün güzelini etkilemek isteyen gösteriş meraklısı maçolar. Bu arkaik insanlar âşık oldu, oynadı, yakın arkadaşlıklar kurdu, güç ve statü için mücadele etti. Fakat bunu şempanzeler, babunlar ve filler de yapıyordu. İnsanların hiç de özel bir durumu yoktu. Hiç kimsenin, elbette insanların da, bir gün kendi soylarından gelenlerin ayda yürüyeceğine, atomu parçalayacağına, genetik kodu çözeceğine ve tarih kitapları yazacağına dair en ufak bir fikri yoktu. Tarih öncesi insanlarla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey, etraflarına goriller, ateşböcekleri veya denizanalarından daha fazla etki etmeyen sıradan hayvanlar olduklarıdır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Homo cinsinin besin zincirindeki yeri çok yakın bir zamana kadar ortalardaydı. Milyonlarca yıl boyunca insanlar küçük hayvanlar avladılar, ne buldularsa onu yediler ve aynı şekilde büyük avcılar tarafından avlandılar. Ancak 400 bin yıl önce çeşitli insan türleri büyük av hayvanlarını avlamaya başladı ve ancak yüz bin yıl önce Homo sapiens&#8217;in ortaya çıkışıyla, insan besin zincirinde yukarı zıpladı. Orta sıralardan yukarıya doğru atılan bu büyük adımın çok önemli sonuçları oldu. Piramidin tepesindeki aslan ve köpekbalığı gibi diğer hayvanlar, bu pozisyona kademeli olarak milyonlarca yıl içinde yükselmişti. Bu da, ekosistemin çeşitli kontrol ve denge mekanizmaları üreterek, aslanların ve köpekbalıklarının ortalıkta terör estirmelerini engelledi. Aslanlar daha ölümcül oldukça ceylanlar da daha hızlı koşmaya, sırtlanlar daha iyi işbirliği yapmaya, gergedanlar daha saldırgan olmaya başladı. Buna karşın, insan tepeye o kadar hızlı çıktı ki, ekosistemin gerekli ayarlamayı yapacak vakti olamadı, ve buna ek olarak insanlar da bu değişime ayak uyduramadı. Gezegendeki büyük avcıların çoğu muhteşem yaratıklar; milyonlarca yıl süren hâkimiyetleri sayesinde kendilerine olağanüstü derecede güveniyorlar. <strong>Sapiens</strong> ise adeta bir muz cumhuriyetinin diktatörü gibi. Daha yakın zamana kadar savandaki orta hâlli yaratıklar olduğumuz için hâlâ korku ve endişelerle doluyuz, ve bu da bizi fazlasıyla zalim ve tehlikeli kılıyor. Ölümcül savaşlardan çevre felaketlerine pek çok tarihsel kötülük, bu çok hızlı gerçekleşen sıçramadan kaynaklanıyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bir <strong>Taş Devri</strong> kadınının incirlerle dolu bir ağaç gördüğünde yapacağı en akıllıca şey, bunlardan olabildiğince fazla yemekti, ta ki o yöredeki bir babun grubu ağacı ele geçirene kadar. Yüksek kalorili yiyeceklerle tıkınmak bu yüzden genlerimize kazınmıştır. Bugün çok katlı apartmanlarda ağzına kadar dolu buzdolaplarıyla yaşıyor olabiliriz, ama <strong>DNA</strong>&#8216;mız hâlâ savanda yaşadığımızı zannediyor. İşte bugün bizim koca bir kap dondurmayı kaşıklamamızı ve bunun yanında da jumbo boy kolayı hüpletmemizi sağlayan şey budur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Atalarımızın doğayla uyum içinde yaşadığını iddia eden doğaseverlere inanmayın. <strong>Sanayi Devrimi</strong>&#8216;nden çok önce, Homo sapiens en çok bitki ve hayvan çeşidini ortadan kaldıran tür olma rekorunu elinde tutuyordu. Biyoloji tarihindeki en ölümcül tür olmak gibi şaibeli bir özelliğimiz var.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Tarih boyunca çobanlar ve çiftçiler hayvanlarına büyük sevgi gösterdiler ve onlara iyi bakmaya çalıştılar, tıpkı köle sahiplerinin kölelerini sevip onlara iyi bakmaya çalıştıkları gibi. Kralların ve peygamberlerin kendilerini çoban olarak göstermesi ve bir çobanın sürüsüne özen gösterdiği gibi halkına özen göstereceğini iddia etmesi tesadüf değildi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dünyanın yüzeyi yaklaşık 510 milyon kilometrekaredir ve bunun yaklaşık 155 milyonu karadır. MS 1400 gibi geç bir tarihte bile, çiftçilerin çoğu hayvanları ve bitkileriyle birlikte sadece 11 milyon kilometrekarelik bir alanda, yani gezegen yüzeyinin yüzde 2&#8217;sine sıkışmış vaziyette yaşıyordu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<strong>Bağımsızlık Bildirgesi</strong>&#8216;ni imzalayanların çoğu köle sahipleriydi ve Bildirgeyi imzaladıktan sonra kölelerini salıvermedikleri gibi kendilerini de ikiyüzlü olarak görmediler. Onların bakış açısıyla, insan haklarının siyahilerle bir alakası yoktu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Köleler ve özgür insanlar arasında bilinen herhangi bir biyolojik fark yoktur. İnsan yasa ve normları, kimi insanları sahip, kimileriniyse köle yapmıştır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hollywood filmleri, cesur at binicileri olan Kızılderililerin atalarının geleneklerini sürdürerek Avrupalı yerleşimcilerin konvoylarına saldırdığı görüntüsünü beynimize kazımıştır. Oysa durum bundan oldukça farklıdır, Avrupalıların kıtaya atları getirmesiyle başlayan ve 17. ile 18. yüzyıllarda Kuzey Amerika&#8217;nın batısındaki çayırları kasıp kavuran büyük bir askeri ve siyasi devrimin ürünüydü atlar. 1492&#8217;de Amerika&#8217;da at yoktu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Para insanların neredeyse her şeyi, her şeyle değiştirebilmesini sağlayan evrensel bir araçtır. Ordudan atılmış bir asker üniversite öğrenim ücretini askerdeki birikimiyle karşılayınca, kas gücü beyin gücüne dönüşmüş olur. Bir baron destekçilerini güçlendirmek için bir mülkünü sattığında toprak sadakate dönüşür. Bir doktor kazancını avukat tutmak veya bir yargıca rüşvet vermek için kullandığında sağlık hukuka dönüşür. Seksin kurtuluşa dönmesi bile mümkündür. 15. yüzyıldaki hayat kadınlarının erkeklerle para için yatıp, kazandıkları parayı da Katolik Kilisesi&#8217;nden *<strong>endüljans</strong> satın alırken yaptıkları gibi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Binlerce yıl boyunca filozoflar, düşünürler ve peygamberler parayı lanetleyerek onu tüm kötülüklerin kökeni olarak gösterdi. Öyle olduğunu kabul etsek bile para aynı zamanda insan hoşgörüsünün doruk noktasıdır. Para dilden, devlet yasalarından, kültürel yasalardan, dini inançlardan ve toplumsal alışkanlıklardan daha açık fikirlidir. Para insanlar tarafından yaratılmış ve neredeyse tüm kültürel farkları aşabilen tek güven sistemidir, ayrıca din, cinsiyet, ırk, yaş ve cinsel yönelim üzerinden ayrımcılık da yapmaz. Para sayesinde birbirini hiç tanımayan ve güvenmeyen insanlar etkin işbirlikleri yapabilirler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Modern çağ <strong>liberalizm</strong>, <strong>komünizm</strong>, <strong>kapitalizm</strong>, <strong>milliyetçilik</strong> ve <strong>Nazizm</strong> gibi yeni birtakım doğa dinlerinin yükselişine tanık olmuştur. Bu inançlar kendilerine din değil, ideoloji adını verirler ama bu sadece anlambilimi ilgilendiren bir çabadır. Din insanüstü bir düzene olan inanca dayanan bir insani değerler ve normlar sistemiyse, Sovyet Komünizmi İslamdan daha az din değildir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;2013&#8217;teki ekonomik pasta 1500&#8217;dekinden çok daha büyük ama o kadar eşitsiz dağılıyor ki, pek çok Afrikalı köylü ve Endonezyalı işçi, bütün gün süren yorucu bir çalışmanın ardından eve atalarının beş yüz yıl önce getirdiğinden daha az gıdayla dönüyor. Tıpkı <strong>Tarım Devrimi</strong> gibi, modern ekonominin büyümesi de dev bir aldatmaca olabilir. İnsan türü ve küresel ekonomi büyümeye devam edecektir ama giderek daha fazla sayıda insan açlık ve yoksulluk içinde yaşayacaktır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dünya Homo sapiens&#8217;in isteklerine uygun hâle getirildikçe habitatlar ve türler yok oldu. Bir zamanlar yeşil ve mavi olan gezegenimiz, plastik ve betondan bir AVM&#8217;ye dönüştü.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Eski düzendeki ilk çatlak, 10 bin yıl önce Tarım Devrimi&#8217;yle gerçekleşti. Şişman ve ağır hareket eden tavukların hayalini kuran Sapiens, eğer kümesteki en şişman tavuğu en yavaş horozla çiftleştirirse bunların yavrularının bazılarının hem şişman hem de yavaş olacağını fark etti. Bu yavruları da birbirleriyle çiftleştirince elinizde şişman ve yavaş bir kuş soyu olabilirdi. Bu doğaya yabancı bir tavuk türüydü ve bir tanrının değil, insanın akıllı tasarımıyla üretilmiş olacaktı.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hedeflerimiz konusunda emin değiliz ve her zamanki kadar memnuniyetsiziz. Kano ve kadırgalardan buharlı gemilere ve uzay mekiklerine vardık ama kimse nereye gittiğimizi bilmiyor. Her zamankinden daha güçlüyüz ama bunca güçle ne yapacağımızı bilmiyoruz. Daha da kötüsü, insanlar her zamankinden daha sorumsuz gibiler. Uymamız gereken yegane yasalar fizik yasaları ve kendi kendini yaratmış küçük tanrılar olarak kimseye hesap vermiyoruz. Diğer hayvanları ve etrafımızdaki ekosistemi sürekli mahvediyoruz ve bunun karşılığında sadece kendi konforumuzu ve eğlencemizi düşünüyoruz, üstelik tatmin de olmuyoruz. Ne istediğini bilmeyen, tatminsiz ve sorumsuz tanrılardan daha tehlikeli bir şey olabilir mi?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">*Orta Çağ Avrupası&#8217;nda bir tür günah çıkarma ve ölümden sonra cennete gitmek için Papa&#8217;nın sattığı af belgesi.</p><p>The post <a href="https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/">Kitap Önerisi: Hayvanlardan Tanrılara SAPIENS</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitaplığımda Terry Eagleton&#8217;dan &#8216;Hayatın Anlamı&#8217; var..</title>
		<link>https://gezente.com/kitapligimda-terry-eagletondan-hayatin-anlami-var/</link>
					<comments>https://gezente.com/kitapligimda-terry-eagletondan-hayatin-anlami-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2013 13:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Schopenhauer]]></category>
		<category><![CDATA[Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ludwig Wittgenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Marx]]></category>
		<category><![CDATA[ne okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[okunacak kitap]]></category>
		<category><![CDATA[poüler kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[Terry Eagleton]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=5205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Terry Eagleton&#8216;un Ayrıntı Yayınları&#8217;ndan çıkan, ilk baskısı 2012 yılında yapılmış kitabı. Kitap adından da anlaşılacağı üzere &#8220;Hayatın Anlamı&#8220;nı 4 bölümde, kendi yorumu ve birçok büyük düşünür (Aristoteles, Arthur Schopenhauer, Nietzsche, Ludwig Wittgenstein, Marx, Freud, Shakespeare vb.) ile ele alıyor ve sorguluyor. Sizi kitaptan yaptığım birkaç alıntı ile başbaşa bırakalım; &#8220;Tanrı, stratejik bir amaçla dünyayı yaratmış [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-terry-eagletondan-hayatin-anlami-var/">Kitaplığımda Terry Eagleton’dan ‘Hayatın Anlamı’ var..</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Terry Eagleton</strong>&#8216;un Ayrıntı Yayınları&#8217;ndan çıkan, ilk baskısı 2012 yılında yapılmış kitabı. Kitap adından da anlaşılacağı üzere &#8220;<strong>Hayatın Anlamı</strong>&#8220;nı 4 bölümde, kendi yorumu ve birçok büyük düşünür (<strong>Aristoteles</strong>, <strong>Arthur Schopenhauer</strong>, <strong>Nietzsche</strong>, <strong>Ludwig Wittgenstein</strong>, <strong>Marx</strong>, <strong>Freud</strong>, <strong>Shakespeare</strong> vb.) ile ele alıyor ve sorguluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sizi kitaptan yaptığım birkaç alıntı ile başbaşa bırakalım;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Tanrı, stratejik bir amaçla dünyayı yaratmış göksel bir mühendis değildir. O, dünyayı yalnızca kendi memnuniyeti ve yaratma hazzı uyarınca yaratmış bir sanatçıdır.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Gizemli olan, dünyanın nasıl var olduğu değil, onun var olmasıdır&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yeterince baskılanmış her ahlaki yasa altüst olmaya, kontrolü kaybetmeye başlar.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Eğer bir Nazi askeri, çocuklarınızdan birini öldürülmek üzere teslim etmenizi emrediyorsa<br />
onlardan hangisini feda etmeniz gerektiği sorusunun basit bir yanıtı yoktur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hiç kimse ölünceye, sonunda acıdan kurtuluncaya kadar mutlu sayılmaz&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsan daima ölümün gölgesinde yasayan belki de tek hayvandır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yirminci yüzyılın, hayatın anlamı üstüne pek çok çağdan daha ıstıraplı bir biçimde derin derin düşünmesinin nedenlerinden biri, insan hayatını korkunç derecede değersizleştiren bir çağ olması olabilir. Bu yüzyıl, milyonlarca insanın boş yere ölümüyle tarih tutanaklarına geçen, açık ara en kanlı çağdır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;kültürel hayat, bir anlamda bütün bir endüstri ya da maddi üretim alanına doğru filizlenerek önemini daha da artırmıştı; ama diğer bir anlamda, ücretlendirilemeyen ya da ölçülemeyen şeylere ayıracak çok az vakti olan bir sosyal düzen vitrini uyarınca giderek büzüşmüş, önemini kaybetmiştir. Kültür, artık büyük ölçüde, insanlar çalışmadığında zihinlerinin masum şekilde nasıl dağıtılacağı sorunuydu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Cinsellik, karli bir meta olarak piyasa için ambalajlandı. Buna karşın kültür, çoğunlukla kar peşinde koşturan kitle iletişim araçları demekti. Sanat, para, iktidar, statü ve kültürel sermaye meselesine dönüştü. Kültürler artık yabancıl biçimlerle ambalajlanarak turizm endüstrisi vasıtasıyla kapı kapı pazarlanıyordu. Televizyon evanjeliklerinin dindar ve safdil yoksulları dolandırarak zar zor kazandıkları parları ellerinden kapmalarında olduğu gibi, din bile karlı bir endüstriye dönüştü. Her iki dünyanın en kötüsüyle baş başa kaldık.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Uygarlık yanıp kül olurken aylaklık etmek ya da tarih etrafınızda harap olurken bahçe ekip biçme işiyle uğraşmak artık, eskiden olduğu gibi, geçerli değil.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Spor ve özellikle futbol, insanların yüzyıllar boyunca uğruna ölmeye hazır olduğu, dini inanç, ulusal egemenlik, kişisel onur ve etnik kimlik gibi soylu değerlere tekabül eder. Spor, kabilesel bağlılıkları ve rekabetleri, sembolik ritüelleri, masalsi efsaneleri, ikonik kahramanları, epik savaşları, estetik güzelliği, bedensel gerçekleşmeyi, entellektüel tatmini, olağanüstü gösterileri ve derin bir aidiyet duygusunu kapsar.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Günümüzün sahtekar hocaları ve şarlatan bilgeleri, başarısız olmuş daha geleneksel çeşitli tanrıların dublörlüğünü yapıyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Eğer hayatın bir anlamı varsa bu anlam, olduğunu düşündüğümüz, ya da olmasını istediğimiz anlamdan bağımsız olarak, sizin, benim ve geriye kalan herkes için geçerlidir. Herhangi bir şekilde hayatın birden fazla anlamı da olabilir. Niçin tek bir anlamı olduğunu düşünmeliyiz ki?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hayat, belki zaman zaman amacını aynen bizim yaptığımız gibi değiştiriyordur&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Eğer hayatlarımızın bir anlamı varsa bu anlam bizim onlara kazandırdığımız bir şeydir; onların hazırlop donattığı bir şey değil.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Eğer güzel akşam yemekleri unutulup gidiyorsa zalim hükümdarlar ve diş ağrıları da unutulup gider&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Ölüm, hayatın herhangi bir anlamı olması için gerekli önkoşullardan birisi değil midir?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Helen, değerli olduğu için bir savaşa yol açmış değildir; şanlı bir savaşın sebebi olduğu için değerlidir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabı keyifle okudum sizinde aynı keyifle okumanızı dilerim. İyi haftalar..</p><p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-terry-eagletondan-hayatin-anlami-var/">Kitaplığımda Terry Eagleton’dan ‘Hayatın Anlamı’ var..</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kitapligimda-terry-eagletondan-hayatin-anlami-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitaplığımda; Murat Menteş&#8217;ten Dublörün Dilemması var&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-dublorun-dilemmasi-var/</link>
					<comments>https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-dublorun-dilemmasi-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2013 10:38:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Dublörün Dilemması]]></category>
		<category><![CDATA[Dublörün Dilemması konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Dublörün Dilemması özet]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Menteş]]></category>
		<category><![CDATA[ne okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[ne okusam]]></category>
		<category><![CDATA[okuduğum kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye edilen kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=5099</guid>

					<description><![CDATA[<p> Dublörün Dilemması, Murat Menteş&#8216;in okuduğum ilk romanı. Bitirdikten sonra ilk baskısının 2005 yılında yapıldığını öğrenip bugüne kadar okumadığım için kendime kızıyorum. Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Habib Hobo ve Ferruh Ferman&#8216;a tek kelimeyle hayran kaldığımı belirtmeliyim. Anlatımı ve kurgusu da oldukça başarılı. Okuduğunuza pişman olmayacağınız ve okuması için etrafınızdakilere de şiddetle tavsiye edeceğiniz bir yapıt.. Tadını kaçırmadan kitaptan birkaç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-dublorun-dilemmasi-var/">Kitaplığımda; Murat Menteş’ten Dublörün Dilemması var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong> Dublörün Dilemması, Murat Menteş</strong>&#8216;in okuduğum ilk romanı. Bitirdikten sonra ilk baskısının 2005 yılında yapıldığını öğrenip bugüne kadar okumadığım için kendime kızıyorum. <strong>Nuh Tufan</strong>, <strong>İbrahim Kurban</strong>, <strong>Habib Hobo</strong> ve <strong>Ferruh Ferman</strong>&#8216;a tek kelimeyle hayran kaldığımı belirtmeliyim. Anlatımı ve kurgusu da oldukça başarılı.</p>
<p style="text-align: justify;">Okuduğunuza pişman olmayacağınız ve okuması için etrafınızdakilere de şiddetle tavsiye edeceğiniz bir yapıt..</p>
<p style="text-align: justify;">Tadını kaçırmadan kitaptan birkaç alıntı yapmak gerekirse;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Saçmalamak daima belirli bir esneklik doğurur. Bu da tahmin edilemeyecek kadar çok kişinin işine gelir. Savaşlar da, evlilikler de, politik mitingler de bu esneklikten istifade eder.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yeşil banknotlar kamuflajdan başka bir şeye yaramıyor: Aptallığı, beceriksizliği, acizliği, yalnızlığı kamufle ediyorlar.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yetimlik zaman aşımına uğramaz, haddizatında yetim olmayanlar da yetimliğe doğru yol seyreder. Yani kimsesizlik, kimsenin tekelinde değildir: Kainat ve tarihin bekleme salonunda biraz soluklanıyoruz , çoğunlukla da adımız anonslanmadan kainata ve tarihe gömülüyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dostlarımız, biz caddenin kenarında alevler içinde yanarken, karşıya geçip üstümüze işemeye üşenen kimselerdir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Centilmenliği dürüstlüğe tercih ederim. Dürüstlük çoğunlukla kibre varır. Centilmenler; kindarlığın ve fevriliğin intikamla bağdaşmadığını bilirler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">ve son olarak da kitabın arka kapağı;</p>
<p style="text-align: justify;">Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş&#8217;in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat&#8217;ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden Dublörün Dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor&#8230; Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..<br />
&#8211;<strong>Nihat Genç</strong>&#8211;</p>
<p style="text-align: justify;">Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!<br />
&#8211;<strong>Hakan Albayrak</strong>&#8211;</p>
<p style="text-align: justify;">Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.<br />
&#8211;<strong>Alper Canıgüz</strong>&#8211;</p><p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-dublorun-dilemmasi-var/">Kitaplığımda; Murat Menteş’ten Dublörün Dilemması var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-dublorun-dilemmasi-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitaplığımda Chuck Palahniuk&#8217;dan &#8220;Kurgudan da Garip&#8221; var&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/kitapligimda-chuck-palahniukdan-kurgudan-da-garip-var/</link>
					<comments>https://gezente.com/kitapligimda-chuck-palahniukdan-kurgudan-da-garip-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2013 11:29:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Chuck Palahniuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kierkegaard]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurgudan da Garip]]></category>
		<category><![CDATA[Marilyn Monroe]]></category>
		<category><![CDATA[ne okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeraltı Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=4333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeraltı Edebiyatı&#8216;nın en başarılı isimlerinden Chuck Palahniuk&#8216;un Ayrıntı Yayınları&#8217;ndan çıkan yeni kitabı. Palahniuk bu sefer kısa kısa hikayelerle çıkıyor karşımıza; çokça kendinden, hayatını 1,5 saatlik bir filme ya da kitaba dönüştürmek isteyenlerden, günümüz dünyasında ortaçağ kalesi inşa edenlerden, biçerdöver savaşçılarından, Donanma ve denizaltında yaşananlardan bahsetmekte ama yine o bilindik üslubundan ödün vermeden.. Kitaptan alıntılar; &#8220;Amerikan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-chuck-palahniukdan-kurgudan-da-garip-var/">Kitaplığımda Chuck Palahniuk’dan “Kurgudan da Garip” var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Yeraltı Edebiyatı</strong>&#8216;nın en başarılı isimlerinden <strong>Chuck Palahniuk</strong>&#8216;un <strong>Ayrıntı Yayınları&#8217;</strong>ndan çıkan yeni kitabı.<br />
Palahniuk bu sefer kısa kısa hikayelerle çıkıyor karşımıza; çokça kendinden, hayatını 1,5 saatlik bir filme ya da kitaba dönüştürmek isteyenlerden, günümüz dünyasında ortaçağ kalesi inşa edenlerden, biçerdöver savaşçılarından, Donanma ve denizaltında yaşananlardan bahsetmekte ama yine o bilindik üslubundan ödün vermeden..</p>
<div id="attachment_4338" style="width: 810px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_02101.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4338" class="size-full wp-image-4338" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_02101.jpg" alt="Chuck Palahniuk-Kurgudan da Garip" width="800" height="583" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_02101.jpg 800w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_02101-300x218.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_02101-411x300.jpg 411w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a><p id="caption-attachment-4338" class="wp-caption-text">Chuck Palahniuk-Kurgudan da Garip</p></div>
<p style="text-align: justify;">Kitaptan alıntılar;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Amerikan rüyası ücra bir köşede yalnız duran bir evdir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsanlar kaybedecekleri hiçbir şey kalmadığı yerlerde en çıplak gerçekleri anlatırlar.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Beyaz olmak duvar kağıdı olmak gibidir. İyi ya da kötü anlamda ilgi çekmezsiniz. Tüm dikkatleri üzerinize çekerek yaşamak nasıl olurdu acaba? İnsanların size uzun uzun bakmasına izin vermek? Boşlukları doldurmalarına ve ne isterlerse onu varsaymalarına<br />
izin vermek? İnsanları kendilerinin bazı yönlerini bütün gün boyunca üzerinize yansıtmalarına izin vermek? Yazmanın en kötü yanı, hayatınızı klavye başında harcadığınız korkusudur. Ölmek üzereyken, sadece kağıt üzerinde yaşadığınızı fark edeceğiniz fikridir. Yegane maceralarınız hayal ürünüdür. Dünya savaşıp, sevişirken siz karanlık bir odada oturmuş, mastürbasyon yapıp para kazanmışsınızdır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dışarıda bir yerde her zaman panterler olacak. Hayatın sonsuza kadar devam edeceğini düşünmek çok saftirikçe bir şey.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">
<div id="attachment_4340" style="width: 810px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_0209.jpg"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4340" class="wp-image-4340 size-full" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_0209.jpg" alt="Kurgudan da Garip" width="800" height="567" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_0209.jpg 800w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_0209-300x212.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/DSC_0209-423x300.jpg 423w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a><p id="caption-attachment-4340" class="wp-caption-text">Chuck Palahniuk-Kurgudan da Garip</p></div>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsanlar <strong>Marilyn Monroe</strong>&#8216;yu bir seks sembolüne indirgediler. Ama bu kadar etkili olmasının sebebi insanları neşelendirmesiydi. Etrafına bir keyif dalgası yayıyordu. Gülümseyişi adeta içinize işliyor&#8230; Dişi bir bedende harikulade kıvrımlara sahip bir kadın ama insanları ona baktıklarında neşelendiren şey, yaydığı o çocuksu sevgi ışıltısı. Bence onu özel kılan şey buydu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Evli olmanız daha az yalnız olduğunuz anlamına gelmiyor. Eğer dikkat etmezseniz, ilişki en yoğun yalnızlık biçimi olabilir&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dostluk, insanın aşkta, romantik aşkta yaptığı gibi benliğinden ödün vermeksizin yalnızlığını hakikaten hafifleten ve gideren tek şey.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsanların beni nasıl yere sermeye çalışacaklarını dert etmemek çok özgürleştirici bir şey.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Sorun çok büyükse, çok fazla gerçeğe maruz kalıyorsak kendimizi kapatma eğilimi gösteriyoruz. İstifa ediyoruz. Felaket kaçınılmaz göründüğü için eyleme geçemiyoruz. Kapana kısılıyoruz. Buna &#8220;anestezi&#8221; deniyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsanların dişeti hastalıklarıyla yüzleşmekten bile ölesiye korktuğu bir kültürde insanların bir şeylerle yüzleşmesini nasıl sağlarsınız? Kirlilikle, eşitsizlikle nasıl yüzleşirler? Onları mücadele etmeye nasıl sevk edersiniz peki?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Güzellik kültürün inşa ettiği bir şeydir. Üzerinde uzlaşmaya varılmış bir standarttır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Cennet Bahçesi&#8217;nde Tanrı kendisine Bilgi Ağacı&#8217;nı gösterip, &#8220;Bu ağacın meyvesini yeme&#8221; diyene kadar mutlu ve halinden memnun yaşayan Adem&#8217;i gösteriyor. Adem o andan itibaren özgür değildir. Bu onu mahvedecek olsa bile özgürlüğünü ıspatlamak için ihlal edebileceği, ihlal etmesi gereken bir kural vardır. <strong>Kierkegaard</strong> bir şeyi yapmamız yasaklandığı anda, bu şeyi yapacağımızı söylüyor. Bu kaçınılmazdır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hadi şimdilik, en kötü düşmanımız kendimiz değilmişiz gibi davranalım.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yeterince uzakta durursanız, her şeye gülüp geçebilirsiniz.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Komşular ya da iş arkadaşları, her gün onların yanında oturmaktan başka bir şansınız olmadığı için tanıdığınız insanlardır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">                                                                      **********</p>
<div id="attachment_4341" style="width: 405px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/New_DSC_0207.jpg"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4341" class="wp-image-4341 size-full" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/New_DSC_0207.jpg" alt="Kurgudan da Garip" width="395" height="600" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/New_DSC_0207.jpg 395w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/04/New_DSC_0207-197x300.jpg 197w" sizes="(max-width: 395px) 100vw, 395px" /></a><p id="caption-attachment-4341" class="wp-caption-text">Chuck Palahniuk-Kurgudan da Garip</p></div>
<p style="text-align: justify;">Şimdi de sizi arka kapak yazısı ile baş başa bırakıyorum;</p>
<p style="text-align: justify;">Şurası gerçek ki Chuck Palahniuk, ister kafasının içinde ister hayatın içinde olsun, garip şeyler bulma<br />
konusunda inanılmaz becerikli bir yazar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kurgudan da Garip adlı kitabında Palahniuk bizi herkesin sahnede çırılçıplak istediğiyle istediği biçimde sevişmekte özgür olduğu Montana&#8217;daki  Festivale; oradan kaşların yarıldığı, dudakların patladığı Olimpiyat güreş seçmelerine; daha sonra da motor yağlarının yerlere aktığı, tekerleklerin havada uçuştuğu biçerdöver parçalama yarışmasına götürüyor. Kendi hayatından örnekler veriyor ve bize Seattle sokaklarında köpek kılığında dolaşırken insanların nasıl tepki verdiğini anlatıyor. Gittiğimiz her yerde ve tanık olduğumuz her olayda görüyoruz ki hayatın kendisi hakikaten kurgudan da garip.</p>
<p style="text-align: justify;">Chuck Palahniuk bu kitabında ilginç kişilere tutuyor bazen mikrofonu. Örneğin, adını ünlü oyuncu Marilyn Monroe ve seri katil charles Manson&#8217;dan alan ünlü şarkıcı Marilyn Manson&#8217;u konuşturuyor; &#8220;Dünyayı değiştirebileceğinize inanacak kadar idealist olmanız bir bakıma devrimdir ama sonuçta kendinizden başka bir şeyi değiştiremeyeceğinizi anlarsınız.. Başarısız olabilirim ve bu şey işe yaramayabilir ama en azından bu benim seçtiğim bir şey. Mecbur kaldığım için yaptığım bir şey değil.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Chuck Palahniuk özel hayatının karanlık köşelerine ve &#8220;neyi, niçin, nasıl&#8221; yazdığına da değindiği bu kitabında, kendi edepsiz, rahatsız edici, yer yer baştan çıkarıcı üslubundan ödün vermeden, kurgunun gerçeğe, gerçeğin kurguya ne denli yakın durduğunu ve bizzat hayatın kendisinin ne denli şaşırtıcı olabileceğini birbirinden ilginç hikayelerle gösteriyor okura.<br />
Kurgudan da garip, yanıltmayan ama son derece şaşırtan bir kitap!</p><p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-chuck-palahniukdan-kurgudan-da-garip-var/">Kitaplığımda Chuck Palahniuk’dan “Kurgudan da Garip” var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kitapligimda-chuck-palahniukdan-kurgudan-da-garip-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitaplığımda Zülfü Livaneli&#8217;den &#8220;Serenad&#8221; var..</title>
		<link>https://gezente.com/kitapligimda-zulfu-livaneliden-serenad-var/</link>
					<comments>https://gezente.com/kitapligimda-zulfu-livaneliden-serenad-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Mar 2013 10:52:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[hangi kitabı okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Maximilian Wagner]]></category>
		<category><![CDATA[ne okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[serenad]]></category>
		<category><![CDATA[struma]]></category>
		<category><![CDATA[zülfü livaneli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=4105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu hafta kitaplığımda 2 sene önce okuduğum ama sizinle mutlaka paylaşmak istediğim için yeniden okuduğum bir kitap var Serenad&#8230; Zülfü Livaneli&#8216;nin çok satan romanı. Gerçekten oldukça akıcı bir üsluba sahip olmasının dışında hikayenin kurgusu içinde gerçek olaylar barındırıyor olması da insanı okurken tarihte bir yolculuğa çıkarıyor. Struma gemisindeki faciayı ve hikayenin kahramanları Maximilian ile Nadia&#8217;nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-zulfu-livaneliden-serenad-var/">Kitaplığımda Zülfü Livaneli’den “Serenad” var..</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu hafta kitaplığımda 2 sene önce okuduğum ama sizinle mutlaka paylaşmak istediğim için yeniden okuduğum bir kitap var <strong>Serenad</strong>&#8230; <strong>Zülfü Livaneli</strong>&#8216;nin çok satan romanı. Gerçekten oldukça akıcı bir üsluba sahip olmasının dışında hikayenin kurgusu içinde gerçek olaylar barındırıyor olması da insanı okurken tarihte bir yolculuğa çıkarıyor. <strong>Struma</strong> gemisindeki faciayı ve hikayenin kahramanları Maximilian ile Nadia&#8217;nın trajik hikayelerini okurken sayfaların nasılda hızla akıp gittiğine şaşıracak kendinizi bir film izlermiş gibi hissedeceksiniz. Bu hikayeyi ise Prof. Maximilian&#8217;ın bir konferansa katılmak için <strong>İstanbul</strong>&#8216;a geldikten sonra ona eşlik eden Maya&#8217;nın ağzından, onun bakış açısından dinliyoruz.</p>
<p><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0148.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4127" alt="Serenad" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0148.jpg" width="1024" height="656" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0148.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0148-300x192.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0148-468x300.jpg 468w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın arka kapağında şöyle yazıyor;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Her şey 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi&#8217;nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran&#8217;ın (36) ABD&#8217;den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner&#8217;i (87) karşılamasıyla başlar. 1930&#8217;lu yıllarda İstanbul Üniversitesi&#8217;nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine Maya  bir gün onu Şile&#8217;ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan 60 yıllık dokunaklı bir aşk hikayesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin bir takım sırları da öğrenir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0149.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4128" alt="Serenad" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0149.jpg" width="491" height="768" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0149.jpg 491w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0149-191x300.jpg 191w" sizes="(max-width: 491px) 100vw, 491px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0151.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4129" alt="DSC_0151" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0151.jpg" width="504" height="768" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0151.jpg 504w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0151-196x300.jpg 196w" sizes="(max-width: 504px) 100vw, 504px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kitaptan alıntılar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;&#8230;Hepimiz içimizde, gizli, nazik davranışlarla üstü örtülen ama bir tehdit algıladığımız zaman hemen o keskin dişleriyle ortaya çıkan bir timsah taşıyoruz&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;&#8230;İnsan ancak yapabileceğini isterdi. &#8220;İstemek&#8221; kavramı, &#8220;dilemek&#8221;ten ve &#8220;hayallere dalmak&#8221;tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Bir süre sonra sipariş ettiğim hünkar beğendi geldi de başımı öne eğip sadece yemekle ilgilenme imkanı buldum. Sultan Aziz&#8217;in konuğu olarak İstanbul&#8217;a gelen Fransa İmparatoriçesi Eugénie çok beğendiği için bu ismi almış olduğunu profesöre anlatmak geldi içimden&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0155.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4130" alt="Serenad" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0155.jpg" width="1024" height="680" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0155.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0155-300x199.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0155-451x300.jpg 451w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0156.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4131" alt="DSC_0156" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0156.jpg" width="1024" height="680" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0156.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0156-300x199.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0156-451x300.jpg 451w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0157.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4132" alt="Serenad" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0157.jpg" width="1024" height="709" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0157.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0157-300x207.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0157-433x300.jpg 433w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0159.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4133" alt="Serenad" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0159.jpg" width="1024" height="643" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0159.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0159-300x188.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/03/DSC_0159-477x300.jpg 477w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;&#8230;Benim tezim, bütün hakların, bütün kültürlerin birbiri hakkında ön yargılara sahip olduğudur. Eğer bir gün bu ön yargı kelimeleri, yani Avrupa dillerindeki barbar, Japon dilindeki gaijin, Müslümanlardaki kafir, Almanlarda ki Ari olmayan gibi ön yargı sıfatlarını kaldırabilirsek, amacımıza ulaşabiliriz. Amaç nedir derseniz bence tam olarak şudur: İnsanın değerinin sadece insan oluşundan geldiği; din, milliyet, cinsiyet, renk, cinsel tercih, siyaset gibi birtakım ön sıfatlarla ayrımcılığa uğratılmadığı bir hümanizm anlayışı&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-zulfu-livaneliden-serenad-var/">Kitaplığımda Zülfü Livaneli’den “Serenad” var..</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kitapligimda-zulfu-livaneliden-serenad-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitaplığımda &#8220;Doğu&#8217;dan Uzakta&#8221; var&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/kitapligimda-dogudan-uzakta-var/</link>
					<comments>https://gezente.com/kitapligimda-dogudan-uzakta-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2013 11:21:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Amin maalouf]]></category>
		<category><![CDATA[doğudan uzakta]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[hangi kitabı okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplığımda neler var]]></category>
		<category><![CDATA[ne okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=4024</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Kitaplığımda neler var?&#8221; için ilk kitap tavsiyesi sevgili eşimden geldi. O da benim gibi Amin Maalouf hayranı bir çok kitabını okuyup beğenen biri olarak ben de ilk olarak sevdiğim bir yazardan başlamak istedim. Umarım sizlere de faydası olur ve birilerinin daha bu yazarı sevmesini sağlarız. Şimdi eşimin kaleminden dökülenleri paylaşıyorum.  &#8220;Amin Maalouf&#8217;un okuduğum 7. kitabı.. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-dogudan-uzakta-var/">Kitaplığımda “Doğu’dan Uzakta” var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&#8220;Kitaplığımda neler var?&#8221; için ilk kitap tavsiyesi sevgili eşimden geldi. O da benim gibi <strong>Amin Maalouf</strong> hayranı bir çok kitabını okuyup beğenen biri olarak ben de ilk olarak sevdiğim bir yazardan başlamak istedim. Umarım sizlere de faydası olur ve birilerinin daha bu yazarı sevmesini sağlarız. Şimdi eşimin kaleminden dökülenleri paylaşıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"> &#8220;Amin Maalouf&#8217;un okuduğum 7. kitabı.. diğerleri ile bir kıyas yapmak istemem ama <strong>Semerkant</strong> ve <strong>Yüzüncü Ad</strong>&#8216;dan sonra en beğendiğim kitabı da diyebiliriz.. Arka kapağında da yazıldığı üzere Adam (baş karakter) bir gece aldığı telefon üzerinde Vücut kimyasının şekillendiği topraklara döner ve gençlik yıllarının en güzel dönemindeki arkadaşları; Albert, Tania, Semi, Naim, Ramiz, Ramzi, Nidal&#8217;i Murad&#8217;ın ölümü vesilesiyle Dünya&#8217;nın farklı yerlerinden bir araya getirmeye çalışır..</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çaba savaş sırasında dağılan arkadaşlarının birbirleri ile olan 25-30 yıllık bir kaybı da gidermelerine vesile olacaktır.. Arkadaşlıkların, dinlerin, tamamlanamamış aşkların, ülkelerinin kısa bir özeti, bir nevi iç hesaplaşmaları.. Bunların hepsi olurken okuyucu kesinlikle sıkılmıyor.. Hatta içinizden &#8220;bunlar mektup ve mail ile bu kadar derin konuşuyorlar toplandıklarında neler olacak acaba&#8221; diyebilirsiniz..&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4037" alt="Doğu'dan Uzakta" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155.jpg" width="1024" height="680" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155-300x199.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155-451x300.jpg 451w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">altı çizilmeye değer notlar;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8212; <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=spoiler" target="_blank">spoiler</a> &#8212;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Gençlik arkadaşı, kardeş yarısıdır. onu kardeşliğe aldığın için pişman olabilirsin, ama reddedemezsin.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Benim bakış açıma göre, suçun cezasız kalması da adaletsizlik kadar ahlak bozucudur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Koca koca laflar etmeye meraklı siyasetçiler ne derse desin. &#8220;Ülken senin için ne yapabilir diye sorma, sen ülken için ne yapabilirsin, onu düşün..&#8221; milyardersen, üstelik kırk üç yaşında ABD başkanı seçilmişsen bunu söylemek kolay! ama ülkende ne çalışabiliyor, ne tedavi olabiliyor, ne barınabiliyor, ne eğitim alabiliyor, ne özgürce oy kullanabiliyor, ne görüşlerini ifade edebiliyor, ne de sokaklarda dilediğin gibi dolaşabiliyorsan, <strong>John F. Kennedy</strong>&#8216;nin bu meşhur sözü kaç para eder ki? beş para etmez!&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Doğu Akdenizli kadim bir bilge, eğer sana yardım eden birisi paranı istemiyorsa, demek ki masraflarını başka bir şekilde çıkarmayı düşünüyor, der.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0165.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-4038 alignright" alt="Doğu'dan Uzakta" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0165-300x199.jpg" width="300" height="199" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0165-300x199.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0165-451x300.jpg 451w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0165.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Toplum yasaları yer çekimi yasalarına benzemez, insan genellikle aşağı değil yukarı doğru düşer.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bir arkadaşın suçları seni de kirletir ve aşağılar; onları acımasızca yargılamak senin görevindir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Söylenmiş kelimeler unutulabilir, ama duygusal bellek silinmez.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bir kabuk ağırlığı oranında koruyucudur ve etini çıplak bırakmayı göze almadan ondan kurtulamazsın.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsan maziyi idealize ettiği için kendi zamanını hep küçümser.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Mutlu halkların tarihi, mutlu çiftlerin de edebiyatı olmazmış.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Serseriler serserilik yaparken kendileri ile barışıktırlar; koşulların serserilik yapmaya ittiği dürüst insanlar ise vicdan rahatsızlığından ötürü kendilerini yiyip bitirirler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Düğünden önce damatla gelinin hiç karşılaşmadığı, hayatlarını birleştirmeden önce baş başa kalma imkanını bile bulamadıkları geleneksel çevrelerde evlilik yemek sonunda ikram edilen Çin kurabiyelerine benzer. birini tesadüfen seçersin, içindeki kağıdı açarsın ve o da sana geleceğini söyler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<strong>Atilla</strong> göçmenin ilk örneğidir. Ona, &#8216;artık bir <strong>Roma</strong> yurttaşısın&#8217; deselerdi, bir togaya sarınır, latince konuşmaya başlar ve imparatorluğun silahlı kuvveti olurdu. Ama ona; &#8216;Sen bir barbar ve dinsizden başka bir şey değilsin!&#8217; dediler ve o da ülkeyi yakıp yıkmaktan başka bir şey düşlemez oldu&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Avrupa, Roma yurttaşı olmanın hayalini kuran, ama sonunda istilacı barbarlara dönüşecek olan Atilla&#8217;larla dolu. Bana kollarını açarsan senin için ölmeye hazır olurum. Kapıyı yüzüme kapatırsan hem kapını hem de evini başına yıkmak isteği uyanır içimde.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-4037" alt="Doğu'dan Uzakta" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155-300x199.jpg" width="300" height="199" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155-300x199.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155-451x300.jpg 451w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2013/02/DSC_0155.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>&#8220;Bir azınlık mensubu farklılığını gözler önüne sermek veya bayrak gibi taşımaktan çok, üstünü örtmek eğilimindedir. Ancak köşeye sıkıştırıldığında -ki bu da eninde sonunda mutlaka olur- kimliğini ortaya koyar. bir azınlık mensubunun, kendi insanlarının yüzyıllardır, bin yıllardır, şimdi hakim konumdaki cemaatlerin ortaya çıkmasının çok öncesinden itibaren yaşadıkları bir toprakta kendini birden yabancı gibi hissetmesi için bazen bir tek söz veya bakış yeterli olur. Bu gerçeklik karşısında herkes kendi meşrebine göre -utangaç, hınçlı, uşakça veya kabadayıca- bir tepki verir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Siz savaş dulları için dikilmiş bir anıt gördünüz mü hiç?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Arkadaşlarının, hayallerini olabildiğince uzun bir süre korumana yardım ederler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Komünizm insanları eşitlik adına köleleştirmişti, kapitalizm de ekonomik özgürlük adına köleleştiriyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8212; <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=spoiler" target="_blank">spoiler</a> &#8212;</p><p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-dogudan-uzakta-var/">Kitaplığımda “Doğu’dan Uzakta” var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kitapligimda-dogudan-uzakta-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
