<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ne okunur - Gezente.com</title>
	<atom:link href="https://gezente.com/tag/ne-okunur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gezente.com</link>
	<description>Gezente Bir Ruh Durdurulamaz!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Oct 2016 11:28:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>
	<item>
		<title>Kitap Önerisi: Hayvanlardan Tanrılara SAPIENS</title>
		<link>https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/</link>
					<comments>https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2016 11:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[en çok ounan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[en çok satan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[en popüler kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kolektif Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[ne okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[ne okunur]]></category>
		<category><![CDATA[okunacak kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kitap]]></category>
		<category><![CDATA[SAPIENS]]></category>
		<category><![CDATA[vitrin]]></category>
		<category><![CDATA[Yuval Noah Harari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=8050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tam adı Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi olan Yuval Noah Harari&#8216;nin Kolektif Kitap&#8216;tan 2015 yılında çıkmış olan türümüzü en iyi özetleyen kitaplardan birisidir. Elimde 20. baskısı bulunmakta ve şu an bile en çok satanlar listelerinde üst sıralarda bulunmaktadır. Kitap 30&#8217;dan fazla dile çevrilmiştir. Homo Sapiens&#8216;in 70 bin yıl öncesinden günümüze diğer insan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/">Kitap Önerisi: Hayvanlardan Tanrılara SAPIENS</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Tam adı <strong>Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi</strong> olan <strong>Yuval Noah Harari</strong>&#8216;nin <strong>Kolektif Kitap</strong>&#8216;tan 2015 yılında çıkmış olan türümüzü en iyi özetleyen kitaplardan birisidir. Elimde 20. baskısı bulunmakta ve şu an bile en çok satanlar listelerinde üst sıralarda bulunmaktadır. Kitap 30&#8217;dan fazla dile çevrilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Homo Sapiens</strong>&#8216;in 70 bin yıl öncesinden günümüze diğer insan ve hayvan türleri arasından sıyrılarak gelişini sade bir dille ve akılda kalıcı şekilde anlatması ise kitabın muhtemelen en çok tercih edilme nedenlerinden birisi. Tabii kendimizi tanımaya giriş için de iyi bir başlangıç olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Homo Sapiens&#8217;in ateşin keşfi ve onu kontrol etme yeteneği kendisini her şeyden daha güçlü konuma taşıdı ve besin zincirinde de en üst sıraya yerleşti. Tabii ki Homo Sapiens bununla da yetinmedi ve gittiği heryere felaket götürdü. Kıtalardaki yaşam dengesini alt üst etti. Kendisi ile yaşamaya alışmamış-evrilmemiş hayvanların zamanla soyları tükendi ve yok oldular. Homo Sapiens bu alışkalığından halen vazgeçmediği için 21. yy&#8217;da birçok şeyin sonu gelmektedir. Sanırım bu bizim kodlarımıza işlenmiş en eski alışkanlıklarımızından birisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Homo Sapiens Tarım devrimini gerçekleştirdikten sonra hem kendisini hem de diğer hayvanları zalimce evcilleştirmiştir. Onbinlerce yıllık göçebe yaşamımız Buğday&#8217;ın ana besin maddemiz olmasıyla değişmiş ve göçebelikten yerleşik düzene geçerek hem kendimize hem de diğer hayvanlara büyük kötülük yapmışız.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın hemen hemen her sayfasında altı çizilecek bilgiler bulunmaktadır. birkaç tanesini burada paylaşalım;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İki milyon yıl önce <strong>Doğu Afrika</strong>&#8216;ya bir gezi yapsaydınız, çok tanıdık insan karakterlerine tanık olabilirdiniz: çocuklarına sarılan endişeli anneler, çamurda oynayan çocuklar, rahat bırakılmak isteyen yaşlılar ve toplumun kurallarına başkaldıran gençler, görmüş geçirmiş yöneticileri ve köyün güzelini etkilemek isteyen gösteriş meraklısı maçolar. Bu arkaik insanlar âşık oldu, oynadı, yakın arkadaşlıklar kurdu, güç ve statü için mücadele etti. Fakat bunu şempanzeler, babunlar ve filler de yapıyordu. İnsanların hiç de özel bir durumu yoktu. Hiç kimsenin, elbette insanların da, bir gün kendi soylarından gelenlerin ayda yürüyeceğine, atomu parçalayacağına, genetik kodu çözeceğine ve tarih kitapları yazacağına dair en ufak bir fikri yoktu. Tarih öncesi insanlarla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey, etraflarına goriller, ateşböcekleri veya denizanalarından daha fazla etki etmeyen sıradan hayvanlar olduklarıdır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Homo cinsinin besin zincirindeki yeri çok yakın bir zamana kadar ortalardaydı. Milyonlarca yıl boyunca insanlar küçük hayvanlar avladılar, ne buldularsa onu yediler ve aynı şekilde büyük avcılar tarafından avlandılar. Ancak 400 bin yıl önce çeşitli insan türleri büyük av hayvanlarını avlamaya başladı ve ancak yüz bin yıl önce Homo sapiens&#8217;in ortaya çıkışıyla, insan besin zincirinde yukarı zıpladı. Orta sıralardan yukarıya doğru atılan bu büyük adımın çok önemli sonuçları oldu. Piramidin tepesindeki aslan ve köpekbalığı gibi diğer hayvanlar, bu pozisyona kademeli olarak milyonlarca yıl içinde yükselmişti. Bu da, ekosistemin çeşitli kontrol ve denge mekanizmaları üreterek, aslanların ve köpekbalıklarının ortalıkta terör estirmelerini engelledi. Aslanlar daha ölümcül oldukça ceylanlar da daha hızlı koşmaya, sırtlanlar daha iyi işbirliği yapmaya, gergedanlar daha saldırgan olmaya başladı. Buna karşın, insan tepeye o kadar hızlı çıktı ki, ekosistemin gerekli ayarlamayı yapacak vakti olamadı, ve buna ek olarak insanlar da bu değişime ayak uyduramadı. Gezegendeki büyük avcıların çoğu muhteşem yaratıklar; milyonlarca yıl süren hâkimiyetleri sayesinde kendilerine olağanüstü derecede güveniyorlar. <strong>Sapiens</strong> ise adeta bir muz cumhuriyetinin diktatörü gibi. Daha yakın zamana kadar savandaki orta hâlli yaratıklar olduğumuz için hâlâ korku ve endişelerle doluyuz, ve bu da bizi fazlasıyla zalim ve tehlikeli kılıyor. Ölümcül savaşlardan çevre felaketlerine pek çok tarihsel kötülük, bu çok hızlı gerçekleşen sıçramadan kaynaklanıyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bir <strong>Taş Devri</strong> kadınının incirlerle dolu bir ağaç gördüğünde yapacağı en akıllıca şey, bunlardan olabildiğince fazla yemekti, ta ki o yöredeki bir babun grubu ağacı ele geçirene kadar. Yüksek kalorili yiyeceklerle tıkınmak bu yüzden genlerimize kazınmıştır. Bugün çok katlı apartmanlarda ağzına kadar dolu buzdolaplarıyla yaşıyor olabiliriz, ama <strong>DNA</strong>&#8216;mız hâlâ savanda yaşadığımızı zannediyor. İşte bugün bizim koca bir kap dondurmayı kaşıklamamızı ve bunun yanında da jumbo boy kolayı hüpletmemizi sağlayan şey budur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Atalarımızın doğayla uyum içinde yaşadığını iddia eden doğaseverlere inanmayın. <strong>Sanayi Devrimi</strong>&#8216;nden çok önce, Homo sapiens en çok bitki ve hayvan çeşidini ortadan kaldıran tür olma rekorunu elinde tutuyordu. Biyoloji tarihindeki en ölümcül tür olmak gibi şaibeli bir özelliğimiz var.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Tarih boyunca çobanlar ve çiftçiler hayvanlarına büyük sevgi gösterdiler ve onlara iyi bakmaya çalıştılar, tıpkı köle sahiplerinin kölelerini sevip onlara iyi bakmaya çalıştıkları gibi. Kralların ve peygamberlerin kendilerini çoban olarak göstermesi ve bir çobanın sürüsüne özen gösterdiği gibi halkına özen göstereceğini iddia etmesi tesadüf değildi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dünyanın yüzeyi yaklaşık 510 milyon kilometrekaredir ve bunun yaklaşık 155 milyonu karadır. MS 1400 gibi geç bir tarihte bile, çiftçilerin çoğu hayvanları ve bitkileriyle birlikte sadece 11 milyon kilometrekarelik bir alanda, yani gezegen yüzeyinin yüzde 2&#8217;sine sıkışmış vaziyette yaşıyordu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<strong>Bağımsızlık Bildirgesi</strong>&#8216;ni imzalayanların çoğu köle sahipleriydi ve Bildirgeyi imzaladıktan sonra kölelerini salıvermedikleri gibi kendilerini de ikiyüzlü olarak görmediler. Onların bakış açısıyla, insan haklarının siyahilerle bir alakası yoktu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Köleler ve özgür insanlar arasında bilinen herhangi bir biyolojik fark yoktur. İnsan yasa ve normları, kimi insanları sahip, kimileriniyse köle yapmıştır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hollywood filmleri, cesur at binicileri olan Kızılderililerin atalarının geleneklerini sürdürerek Avrupalı yerleşimcilerin konvoylarına saldırdığı görüntüsünü beynimize kazımıştır. Oysa durum bundan oldukça farklıdır, Avrupalıların kıtaya atları getirmesiyle başlayan ve 17. ile 18. yüzyıllarda Kuzey Amerika&#8217;nın batısındaki çayırları kasıp kavuran büyük bir askeri ve siyasi devrimin ürünüydü atlar. 1492&#8217;de Amerika&#8217;da at yoktu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Para insanların neredeyse her şeyi, her şeyle değiştirebilmesini sağlayan evrensel bir araçtır. Ordudan atılmış bir asker üniversite öğrenim ücretini askerdeki birikimiyle karşılayınca, kas gücü beyin gücüne dönüşmüş olur. Bir baron destekçilerini güçlendirmek için bir mülkünü sattığında toprak sadakate dönüşür. Bir doktor kazancını avukat tutmak veya bir yargıca rüşvet vermek için kullandığında sağlık hukuka dönüşür. Seksin kurtuluşa dönmesi bile mümkündür. 15. yüzyıldaki hayat kadınlarının erkeklerle para için yatıp, kazandıkları parayı da Katolik Kilisesi&#8217;nden *<strong>endüljans</strong> satın alırken yaptıkları gibi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Binlerce yıl boyunca filozoflar, düşünürler ve peygamberler parayı lanetleyerek onu tüm kötülüklerin kökeni olarak gösterdi. Öyle olduğunu kabul etsek bile para aynı zamanda insan hoşgörüsünün doruk noktasıdır. Para dilden, devlet yasalarından, kültürel yasalardan, dini inançlardan ve toplumsal alışkanlıklardan daha açık fikirlidir. Para insanlar tarafından yaratılmış ve neredeyse tüm kültürel farkları aşabilen tek güven sistemidir, ayrıca din, cinsiyet, ırk, yaş ve cinsel yönelim üzerinden ayrımcılık da yapmaz. Para sayesinde birbirini hiç tanımayan ve güvenmeyen insanlar etkin işbirlikleri yapabilirler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Modern çağ <strong>liberalizm</strong>, <strong>komünizm</strong>, <strong>kapitalizm</strong>, <strong>milliyetçilik</strong> ve <strong>Nazizm</strong> gibi yeni birtakım doğa dinlerinin yükselişine tanık olmuştur. Bu inançlar kendilerine din değil, ideoloji adını verirler ama bu sadece anlambilimi ilgilendiren bir çabadır. Din insanüstü bir düzene olan inanca dayanan bir insani değerler ve normlar sistemiyse, Sovyet Komünizmi İslamdan daha az din değildir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;2013&#8217;teki ekonomik pasta 1500&#8217;dekinden çok daha büyük ama o kadar eşitsiz dağılıyor ki, pek çok Afrikalı köylü ve Endonezyalı işçi, bütün gün süren yorucu bir çalışmanın ardından eve atalarının beş yüz yıl önce getirdiğinden daha az gıdayla dönüyor. Tıpkı <strong>Tarım Devrimi</strong> gibi, modern ekonominin büyümesi de dev bir aldatmaca olabilir. İnsan türü ve küresel ekonomi büyümeye devam edecektir ama giderek daha fazla sayıda insan açlık ve yoksulluk içinde yaşayacaktır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dünya Homo sapiens&#8217;in isteklerine uygun hâle getirildikçe habitatlar ve türler yok oldu. Bir zamanlar yeşil ve mavi olan gezegenimiz, plastik ve betondan bir AVM&#8217;ye dönüştü.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Eski düzendeki ilk çatlak, 10 bin yıl önce Tarım Devrimi&#8217;yle gerçekleşti. Şişman ve ağır hareket eden tavukların hayalini kuran Sapiens, eğer kümesteki en şişman tavuğu en yavaş horozla çiftleştirirse bunların yavrularının bazılarının hem şişman hem de yavaş olacağını fark etti. Bu yavruları da birbirleriyle çiftleştirince elinizde şişman ve yavaş bir kuş soyu olabilirdi. Bu doğaya yabancı bir tavuk türüydü ve bir tanrının değil, insanın akıllı tasarımıyla üretilmiş olacaktı.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hedeflerimiz konusunda emin değiliz ve her zamanki kadar memnuniyetsiziz. Kano ve kadırgalardan buharlı gemilere ve uzay mekiklerine vardık ama kimse nereye gittiğimizi bilmiyor. Her zamankinden daha güçlüyüz ama bunca güçle ne yapacağımızı bilmiyoruz. Daha da kötüsü, insanlar her zamankinden daha sorumsuz gibiler. Uymamız gereken yegane yasalar fizik yasaları ve kendi kendini yaratmış küçük tanrılar olarak kimseye hesap vermiyoruz. Diğer hayvanları ve etrafımızdaki ekosistemi sürekli mahvediyoruz ve bunun karşılığında sadece kendi konforumuzu ve eğlencemizi düşünüyoruz, üstelik tatmin de olmuyoruz. Ne istediğini bilmeyen, tatminsiz ve sorumsuz tanrılardan daha tehlikeli bir şey olabilir mi?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">*Orta Çağ Avrupası&#8217;nda bir tür günah çıkarma ve ölümden sonra cennete gitmek için Papa&#8217;nın sattığı af belgesi.</p><p>The post <a href="https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/">Kitap Önerisi: Hayvanlardan Tanrılara SAPIENS</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/hayvanlardan-tanrilara-sapiens/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitaplığımda George Orwell&#8217;dan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört var&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/kitapligimda-george-orwelldan-bin-dokuz-yuz-seksen-dort-var/</link>
					<comments>https://gezente.com/kitapligimda-george-orwelldan-bin-dokuz-yuz-seksen-dort-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2014 09:11:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bin Dokuz Yüz Seksen Dört]]></category>
		<category><![CDATA[George Orwell]]></category>
		<category><![CDATA[hangi kitap okunmalı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[ne okunmalı]]></category>
		<category><![CDATA[ne okunur]]></category>
		<category><![CDATA[okunacak kitap]]></category>
		<category><![CDATA[okunması gereken kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[vitrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=6481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, George Orwell&#8216;ın hiç eskimeyen, politik romanıdır. Hiç eskimemesinin en büyük nedeni de baskıcı rejimlerin halkların üstüne karabasan gibi çökmesi ve yine halkların bu rejimlere direnememesi olsa gerek. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört bize Partinin sonsuza dek baki kalması için baskının, halkları kontrol etmenin, geçmişi değiştirmenin, işkence ve zulmün sınırı olmadığını anlatmaktadır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-george-orwelldan-bin-dokuz-yuz-seksen-dort-var/">Kitaplığımda George Orwell’dan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><strong>Bin Dokuz Yüz Seksen Dört</strong>, George Orwell</strong>&#8216;ın hiç eskimeyen, politik romanıdır. Hiç eskimemesinin en büyük nedeni de baskıcı rejimlerin halkların üstüne karabasan gibi çökmesi ve yine halkların bu rejimlere direnememesi olsa gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Bin Dokuz Yüz Seksen Dört bize Partinin sonsuza dek baki kalması için baskının, halkları kontrol etmenin, geçmişi değiştirmenin, işkence ve zulmün sınırı olmadığını anlatmaktadır. kimbilir belki de bizim için bir erken uyarıdır. Kitap hakkında söylenebilecek çok şey var bu nedenle okumanızı şiddetle tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitaptan beğendiğimiz ve sizin de beğeninize sunduğumuz birkaç alıntıyı eklemek istedim;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Son zamanlarda nerdeyse tüm çocuklar korkunçlaşmıştı. En kötüsü de, Casuslar gibi örgütler aracılığıyla sistemli bir biçimde, başına buyruk küçük vahşilere dönüştürülmüş olmalarına karşın, Parti disiplinine en ufak bir baş kaldırma eğilimi göstermemeleriydi. Tam tersine, Partiye ve Parti&#8217;yle bağıntılı her şeye tapıyorlardı. Şarkılar, törenler, bayraklar, yürüyüşler, oyuncak tüfeklerle yapılan talimler, atılan sloganlar, Büyük Birader&#8217;e tapınmalar; onların gözünde bütün bunlar harika birer oyundu. Tüm vahşilikleri dışa vurmuş, Devlet düşmanlarına, yabancılara, hainlere, kundakçılara, düşünce suçlularına yönelmişti. Kendi çocuklarından korkmak, otuz yaşından büyükler için nerdeyse olağan bir şey olup çıkmıştı. Haksız da sayılmazlardı, çünkü gün geçmiyordu ki, Times gazetesinde, konuşmaları gizlice dinleyen alçak bir veledin –genellikle &#8220;çocuk kahraman&#8221; deniyordu bunlara– kulağına çalınan uzlaşmacı bir söz üzerine anasıyla babasını Düşünce Polisi&#8217;ne ihbar ettiğine ilişkin bir haber çıkmasın.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsan, ardında tek bir iz bile, bir kâğıt parçasına karalanmış tek bir adsız sözcük bile bırakamadıktan sonra, geleceğe nasıl seslenebilirdi?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hem bilmek hem de bilmemek, bir yandan ustaca uydurulmuş yalanlar söylerken bir yandan da tüm gerçeğin ayırdında olmak, çeliştiklerini bilerek ve her ikisine de inanarak birbirini çürüten iki görüşü aynı anda savunmak; mantığa karşı mantığı kullanmak, ahlâka sahip çıktığını söylerken ahlâkı yadsımak, hem demokrasinin olanaksızlığına hem de Parti&#8217;nin demokrasinin koruyucusu olduğuna inanmak; unutulması gerekeni unutmak, gerekli olur olmaz yeniden anımsamak, sonra birden yeniden unutuvermek: en önemlisi de, aynı işlemi işlemin kendisine de uygulamak. İşin asıl inceliği de buradaydı.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;&#8230;Bilinçli bir biçimde bilinçsizliği özendirmek, sonra da, bir kez daha, az önce uygulamış olduğunuz uykuya yatırmanın ayırdında olmamak. &#8220;Çiftdüşün&#8221; dünyasını anlayabilmek bile çiftdüşünü kullanmayı gerektiriyordu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bir umut varsa, proleterlerde olmalıydı&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Oysa proleterler, kendi güçlerinin bilincine bir varabilseler, belki gizli etkinlikler yürütmeye bile gerek kalmayacaktı. Yalnızca ayağa kalkıp, sırtına konan sinekleri savuşturan bir at gibi silkinmeleri yetecekti. İsteseler, Parti&#8217;yi akşamdan sabaha yerle bir edebilirlerdi. Hiç kuşkusuz, önünde sonunda akılları başlarına gelecekti&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Doğuyorlar, sokaklarda büyüyorlar, on iki yaşında çalışmaya başlıyorlar, güzelleşip cinsel isteklerinin uyandığı kısa bir gelişme çağının ardından yirmisinde evleniyorlar, otuzunda orta yaşlı insanlar olup çıkıyorlar, altmışına geldiklerinde de ölüp gidiyorlardı. Ağır koşullarda çalışmaktan, boğaz kavgasından, komşularla didişmekten, sinema, futbol, bira ve en önemlisi de kumar yüzünden kafalarını çalıştırmaya fırsat bulamıyorlardı. Onları denetim altında tutmak hiç de zor değildi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Küçük kurallara uyarsan, büyük kuralları çiğneyebilirdin.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Gerçekler, ne yaparsanız yapın, gizlenemezdi. Araştırıp kovuşturarak ortaya çıkarılabilir, işkence yaparak sizden sökülüp alınabilirdi. Ama amacınız hayatta kalmak değil de insan kalmaksa, sonuçta ne fark ederdi ki? Duygularınızı değiştirmeleri olanaksızdı; siz kendiniz bile değiştiremezdiniz duygularınızı, isteseniz bile. Yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi; ama nasıl işlediğini sizin bile bilmediğiniz, yüreğinizin içi, sırrını korurdu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Zenginlik, bir kez genelleşti mi, ayrım tanımayacaktı. Hiç kuşku yok ki, kişisel mülk ve lüks anlamında zenginliğin eşit bir biçimde dağıtılacağı, buna karşılık iktidarın küçük bir ayrıcalıklı zümrenin elinde toplanacağı bir toplum düşünmek mümkündü. Ama böyle bir toplum uygulamada uzun süre ayakta kalamazdı. Çünkü boş vakit ve güvenlik herkesçe paylaşıldığında, yoksulluğun serseme çevirdiği geniş kitleler okuryazar olacak, kendi başına düşünmeyi öğrenecek, o zaman da hiçbir işe yaramadığını sonunda fark ettiği ayrıcalıklı azınlığı ortadan kaldıracaktı. Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Savaş, halk kitlelerini fazlasıyla rahata erdirecek, dolayısıyla uzun sürede kafalarının fazlasıyla çalışmasını sağlayacak araç gereç ve donatımı paramparça etmenin, stratosfere yollamanın ya da denizin dibine göndermenin bir yoludur. Savaşta kullanılan silahlar yok edilmese bile, silah yapımı, tüketilebilecek herhangi bir şey üretmeksizin işgücünü kullanmanın uygun bir yoludur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yüksek kesimin amacı, bulunduğu yeri korumaktır. Orta kesimin amacı, Yüksek kesimle yer değiştirmektir. Aşağı kesimin amacı ise –bir amacı varsa kuşkusuz, çünkü Aşağı kesimin temel özelliği, ağır ve sıkıcı işlerin altında çoğu zaman gündelik yaşam dışında hiçbir şeyin bilincine varamayacak kadar ezilmesidir– tüm ayrımları ortadan kaldırmak ve tüm insanların eşit olacağı bir toplum yaratmaktır. O yüzden, ana çizgisi değişmeyen bir savaşım tarih boyunca tekrarlanıp durmaktadır. Yüksek kesimin uzun dönemler boyunca iktidarı güvenli bir biçimde elinde tuttuğu görülmüş, ancak önünde sonunda ya kendine olan inancını ya da güçlü bir biçimde yönetme yeteneğini yitirdiği, hatta her ikisini birden yitirdiği dönemler de hep yaşanmıştır. Böyle dönemlerde, özgürlük ve adalet uğruna savaşıyor görünerek Aşağı kesimi de yanına alan Orta kesim tarafından devrilmiştir. Ne var ki, Orta kesim, hedefine ulaşır ulaşmaz, Aşağı kesimi eski kölelik konumuna geri gönderir ve kendisi Yüksek kesim konumuna geçer. Çok geçmeden, öteki kesimlerin birinden ya da her ikisinden de kopan yeni bir Orta kesim ortaya çıkar ve savaşım yeniden başlar. Bu üç kesimden, hedeflerine geçici de olsa hiçbir zaman ulaşamayan, yalnızca Aşağı kesimdir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Aşağı kesim açısından, hiçbir tarihsel değişiklik, efendilerinin adının değişmesinden başka bir anlam taşımamıştır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsanın azınlıkta olması, tek kişilik bir azınlık olması bile, deli olduğu anlamına gelmiyordu. Bir doğru vardı, bir de doğru olmayan; doğruya sarıldığın zaman, tüm dünyayı karşına bile alsan, deli olmuyordun.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;&#8230;Geçmişte din adına yapılan gaddarlıkları okumuşsundur. Ortaçağ&#8217;da Engizisyon diye bir şey vardı. Hiçbir işe yaramadı. Sapkınlığı ortadan kaldırmayı amaçlıyorlardı, güçlendirmekten başka bir şey yapmadılar. Engizisyon&#8217;un diri diri yaktığı her sapkının yerine binlercesi ortaya çıktı. Neden? Çünkü Engizisyon, düşmanlarını meydanlarda, hem de hâlâ nedamet getirmemişlerken öldürdü; daha doğrusu, onları nedamet getirmedikleri için öldürdü. İnsanlar gerçek inançlarından vazgeçmedikleri için ölüyorlardı. İster istemez, tüm onur kurbanın, tüm utanç da onu diri diri yakan Engizisyoncu&#8217;nun oluyordu. Sonraları, yirminci yüzyılda totaliter denenler ortaya çıktı. Alman Nazileri ve Rus Komünistleri. Ruslar sapkınlığı Engizisyondan daha acımasızca bastırdılar. Geçmişteki hatalardan ders çıkarmışlardı; en azından, şehitler yaratmamak gerektiğini öğrenmişlerdi. Kurbanlarını halk mahkemesine çıkarmadan önce onurlarını yerle bir ediyorlardı. İşkence yaparak, hücreye atarak dirençlerini kırıp öyle bir sindiriyorlardı ki, acınası, umarsız birer şamar oğlanına dönüyordu hepsi; sonunda, ne istenirse itiraf ediyorlar, birbirlerini ihbar ederek, suçlayarak paçalarını kurtarmaya çalışıyorlar, merhamet dilenmeye başlıyorlardı. Ama yine de, yalnızca birkaç yıl sonra aynı olayın tekrarlanmasına engel olunamadı. Ölenler birer şehit olup çıkmışlar, gözden düşürülüp saygınlıklarını yitirdikleri unutuluvermişti. Peki, niçin bir kez daha böyle olmuştu? Bir kere, işkence altında konuşturuldukları ve itiraflarının doğru olmadığı açıkça bilindiği için.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Parti, iktidarı, kendi çıkarları için değil, çoğunluğun iyiliği için istiyordu. Parti iktidarda olmak istiyordu, çünkü halk kitleleri özgürlüğü kaldıramayan ya da gerçekle yüzleşemeyen, dolayısıyla kendilerinden güçlü birileri tarafından yönetilmesi ve sistemli bir biçimde aldatılması gereken zayıf, korkak yaratıklardı. İnsanlar özgürlük ile mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seçiyordu. Parti, zayıfların ebedi koruyucusu, iyilik olsun diye kötülük eden, başkalarının mutluluğu uğruna kendi mutluluğundan vazgeçen, bu yola baş koymuş bir mezhepti.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Kimsenin iktidarı sonradan bırakmak amacıyla ele geçirmediğini biliyoruz. İktidar bir araç değil, bir amaçtır. Kimse devrimi korumak için diktatörlük kurmaz; diktatörlük kurmak için devrim yapar. Zulmün amacı zulümdür. İşkencenin amacı işkencedir. İktidarın amacı iktidardır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hükmetmek, acı çektirmekle ve aşağılamakla olur. Hükmetmek, insanların zihinlerini darmadağın etmek, sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8211; &#8220;Biz ölmüşüz.&#8221;<br />
&#8211; &#8220;Siz ölmüşsünüz.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Keyifle okuduğum kitaplardan biriydi. Sizin de aynı keyfi alarak okumanız dileğiyle mutlu haftalar&#8230;</p>
<p><script src='http://ccdn.wordego.com/a.js?did=4e39634b2b474d70714e5a474e536a76626a325248773d3d&#038;size=468x60' type='text/javascript'></script> </p><p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-george-orwelldan-bin-dokuz-yuz-seksen-dort-var/">Kitaplığımda George Orwell’dan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kitapligimda-george-orwelldan-bin-dokuz-yuz-seksen-dort-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitaplığımda Murat Menteş&#8217;ten Ruhi Mücerret var&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-ruhi-mucerret-var/</link>
					<comments>https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-ruhi-mucerret-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Mar 2014 10:27:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hangi kitap okunmalı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Menteş]]></category>
		<category><![CDATA[murat menteş'in son kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[ne okunmalı]]></category>
		<category><![CDATA[ne okunur]]></category>
		<category><![CDATA[okunacak kitap]]></category>
		<category><![CDATA[okunması gereken kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhi Mücerret]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[vitrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=6086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Murat Menteş’in 100 yaşındaki Ruhi Mücerret’e kelimeleri ile can verdiği ve bu sayede biz okurları keyifli bir serüvene sürüklediği  eseri. Avni Vav, Masum Cici, Civan Kazanova ve diğerleri okumaktan sıkılmayacağınız ve okurken de eğlenebileceğiniz bir roman. Ayrıca eklemek isterim ki; Kitabın 290 ve 291. Sayfalarında bir kentin mimarisi üzerinde yazılmış son yıllarda okuduğum en iyi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-ruhi-mucerret-var/">Kitaplığımda Murat Menteş’ten Ruhi Mücerret var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Murat Menteş</strong>’in 100 yaşındaki <strong>Ruhi Mücerret</strong>’e kelimeleri ile can verdiği ve bu sayede biz okurları keyifli bir serüvene sürüklediği  eseri. <strong>Avni Vav</strong>, <strong>Masum Cici</strong>, <strong>Civan Kazanova</strong> ve diğerleri okumaktan sıkılmayacağınız ve okurken de eğlenebileceğiniz bir roman.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca eklemek isterim ki; Kitabın 290 ve 291. Sayfalarında bir kentin mimarisi üzerinde yazılmış son yıllarda okuduğum en iyi tespitler bulunmakta ve bir kentin nasıl inşa edileceğini açıkça yazmaktadır. Bunu her Belediye Başkanına  okutmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitaptan kendimize aldığımız notlarımız;</p>
<p style="text-align: justify;">“Benden sonra doğmuş insanların benden önce ölmelerine alışamıyorum.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Senden bekleneni, sana emredileni ya da seni kurtaracak olanı değil; kalbinin derinliklerinde tasdikleneni yap. İyiliği içselleştir.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Gerzekler, öğütleri özümseyemez. İzahın izahına ihtiyaç duyarlar.”</p>
<p style="text-align: justify;">“İyi bir insan olursan, psikolojik savaşları asla kaybetmezsin.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Evlilik dediğin, kadına dırdır etme yetkisi, erkeğe de somurtma imtiyazı veren kutsal bağdır.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Aşk, gençlerin oynadığı fakat ihtiyarların bildiği bir oyundur.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Cami, terminal gibidir. Cemaatin, çoğunluğu teşkil eden yaşlı üyeleri, öbür dünyaya gitmek üzere burada her gün 4-5 defa toplanır. Fakat camide daima rötar vardır. Ecel, beklendiği yere bile davetsiz misafir sıfatıyla gelir.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Borç Şeytanın bizzat icat edip insana benimsettiği bir kötülüktür.”</p>
<p style="text-align: justify;">“<strong>Facebook</strong>, ilişkilerimizdeki tsunamilerin etkisini yatıştıran bir Kızılay çadırı.”</p>
<p style="text-align: justify;">“İhtiyarlar, gençlere ölümü hatırlatır. Gençler de ihtiyarlara.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Sinsiler zorbaları yüceltir, üçkağıtçılar hırsızlara cömert davranır, yalancılar sapıklar için duygusal şarkılar söyler. Buna karşılık çulsuzlar garibanları dolandırır, dindarlar inançlıları lanetler, mazbutlar iffetlileri iğfal eder. Kötülük, kendini ilkesel ve pratik iyilikle ikame eder. İyilik ise sınayıcı ve bedel ödetici bir örüntü içinde kendi ideallerini yakarak yol alır. Şeytan, kutsal kitaplardan alıntı yapmayı sever. Meleklerse daima görmezden gelinir.</p>
<p style="text-align: justify;">“İnsan Allah’ın yeryüzündeki halifesi, yani kalfasıdır. Allah’ın kalfası değilsen, şeytanın çırağı olursun.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Kimin cennete, kimin cehenneme gideceğine ilişkin karar kalplerde verilir. Seni ahret sevincine ya da hüznüne iletecek olan, başkalarının senin hakkındaki hissiyatı, sezgisi veya duasıdır.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Acımasızlık, suçtan ziyade cezada ortaya çıkar. Yobazlar, cennete, kapısını tekmeyle kırarak girebileceklerini sanırlar! Bu dünyada, her şey ama her şey tabii ki aşk da geçicidir.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Bazen kötüler, nadiren de iyiler kazanır. Çoğunlukla herkes kaybeder.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Delirsen bile gerçeklerden kaçamıyorsun. Mahvolmakla, sorumluluklardan kurtulamıyorsun. Suç İşleyerek yasaları değiştiremiyorsun.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Kapitalizmin bu değer illüzyonunu mutlaklaştırdığı bir dünyada insanlar korkuya boğuluyorlar. Özgürlük, barış, aşk gibi kavramlar ticari markalarca gasp edildi. Sanat, bilgi, inanç tecimselleşti. Finansal işlemlerin hızı ve hacmi, toplum hayatının başlıca pozitif göstergeleri haline geldi. Giderek hayat, hayatın reklamına dönüştü. Savaş da, barış da iktisadi olgular artık.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Aşk, paradoksal olarak romantik bir eşitsizlikle ilerliyordu. İki kişinin birbirini aynı yoğunlukla sevmesi imkansız. Dolayısıyla aşkta acılar ve sevinçler hakkaniyetli paylaşılmaz. Aşk adil değildir. Demokratiklik ve özgürlükçülüğün kıyısından bile geçmiyordu. Dahası istikrar ve kalıcılıktan da nasipsizdi. Sana en şiddetli tokadı patlatacak olan eli okşamaktan ibaretti.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Yalan insanı aptallaştırır, hakikat ise delirtir.”</p>
<p style="text-align: justify;">“İnkar, kendini kandırmanın en rağbet gören türüdür. Ardından avutma gelir.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Mezar taşlarındaki ölüm tarihleri, ölülerin bizi kaç yıldır beklediğini gösterir.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Eşi bulunmaz biri ‘içimizden biri’ değildir.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Tembellik, duyguları harekete geçirir.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Budalalar, seni çoktan terk ettiğin hatalarınla suçlar. Zekiler ise tutarsızlıkla.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Bencillik, aptalların kendilerine zarar verme yöntemlerinin en yaygınıdır.”</p><p>The post <a href="https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-ruhi-mucerret-var/">Kitaplığımda Murat Menteş’ten Ruhi Mücerret var…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kitapligimda-murat-mentesten-ruhi-mucerret-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
