<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BATI KARADENİZ TURU - Gezente.com</title>
	<atom:link href="https://gezente.com/category/yurt-ici/bati-karadeniz-turu-yurt-ici/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gezente.com</link>
	<description>Gezente Bir Ruh Durdurulamaz!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Nov 2017 10:38:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>
	<item>
		<title>Çeşm-i Cihan Amasra&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/cesm-i-cihan-amasra/</link>
					<comments>https://gezente.com/cesm-i-cihan-amasra/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 May 2008 09:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMASRA]]></category>
		<category><![CDATA[BATI KARADENİZ TURU]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Amasra]]></category>
		<category><![CDATA[AMASRA TARİHİ]]></category>
		<category><![CDATA[Kuş kayası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=1825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatilin son günü otelden eşyalarımızı toplayıp aşağıya iniyoruz, eski bir konak olan otelde kaldığımız 2 gün boyunca Safranbolu kültürünü yaşadık ve şimdi Amasra&#8216;ya doğru yol alıyoruz. Amasra&#8217;ya daha öncede gitmiş 1 hafta kadar kalmıştım o yüzden şehre aşinalığım var. Yolumuzun üzerinde Kuş kayası anıtı var orada da kısa bir süre mola veriyoruz. Kuş kayası anıtı bilinen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/cesm-i-cihan-amasra/">Çeşm-i Cihan Amasra…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Tatilin son günü otelden eşyalarımızı toplayıp aşağıya iniyoruz, eski bir konak olan otelde kaldığımız 2 gün boyunca Safranbolu kültürünü yaşadık ve şimdi <strong>Amasra</strong>&#8216;ya doğru yol alıyoruz. Amasra&#8217;ya daha öncede gitmiş 1 hafta kadar kalmıştım o yüzden şehre aşinalığım var. Yolumuzun üzerinde Kuş kayası anıtı var orada da kısa bir süre mola veriyoruz. <strong>Kuş kayası</strong> anıtı bilinen en eski yol anıtı olması. Tabelasında şöyle yazıyor: &#8221;MS. 41-54 yılları arasında Roma imparatoru <strong>Tiberus Germanicus</strong> zamanında doğu eyaletleri inşaat ordusu komutanlığı yaptıktan sonra <strong>Kayd-ı hayat</strong> şartıyla Pontus valiliğine atanan <strong>Gaius Julius Aguilla</strong> tarafından yaptırılmış karayolu dinlenme anıtıdır. Anıt kemerli bir niş içine oyma tekniği ile yapılmıştır. Toga giyimli bir insan figürü ve nişin sağ tarafında bir sütun üzerinde ise kartal motifi bulunmaktadır. Kartal askerlerin sınırsız gücünü temsil etmektedir. İki kitabesi bulunan anıt Anadoludaki tek yol anıtıdır.&#8221;</p>
<div id="attachment_1548" style="width: 625px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-1548" class="wp-image-1548 size-large" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-1024x768.jpg" alt="Amasra" width="615" height="461" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-1024x768.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-300x225.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-400x300.jpg 400w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra.jpg 1280w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /></a><p id="caption-attachment-1548" class="wp-caption-text">Amasra</p></div>
<p style="text-align: justify;">Amasra&#8217;ya, şehre hakim bir tepeden varıyoruz. <strong>Fatih Sultan Mehmet,</strong> Amasra&#8217;yı aldığında tam da bulunduğumuz tepeye gelip &#8216;<strong>İşte çeş-mi Cihan</strong> (<strong>Dünyanın gözü</strong>) demiş. Manzara kesinlikle çok huzur verici bu noktada durup etrafı seyrederek huzur bulmayacak bir insan yoktur sanırım. Daha öncede geldiğimde bu noktada durup dakikalarca manzarayı izlemiştim. Tepede kahve molası veriyoruz ve buranın meşhur çileğinden tadıyoruz çilek gerçekten lezzetli diğer yerlerde yediğinizden farklı bir tat alacağınız kesin zaten mola verdiğimiz noktada birçok satıcı meyve satıyor. Çileklerimizi yedikten sonra araca biniyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Otobüs ile şehre doğru iniyoruz  Amasra müzesine gidiyoruz. Buraya Müze kart ile giriliyor. Tur ücretine ek olarak müze kartı ve rehber ücreti de ödemek gerekiyor bunu ödediğiniz zamanda 1 yıllık müze kart sahibi oluyorsunuz müze kart ile Türkiye içinde Kültür bakanlığına bağlı olan tüm müze ve ören yerlerini ücretsiz gezme hakkınız oluyor. Geçici müze kartı veriyorlar bunların asıllarını İstanbul&#8217;da birçok müzede bastırabileceğimizi söylüyorlar Topkapı müzesinde bu işi rahatlıkla halledebilirsiniz gelmişken orayı da ziyaret edersiniz. Bu küçük bilgiyi de paylaştıktan sonra müzeden bahsedebilirim. Amasra müzesi ilk olarak 1955 yılında belediyenin küçük bir odasında faaliyetine başlamış 1982 yılında ise şimdiki binasına geçerek  2 Arkeolojik, 2 Etnografik olmak üzere 4 teşhir salonu ile hizmete açılmış. İstanbul’da ki müzelere göre küçük bir yer elbette. İçinde Helenistik, Roma, Bizans Ceneviz, Osmanlı dönemine ait çeşitli mutfak kapları, silahlar, yazım takımları, şamdanlar, mühürler, kantarlar, seramikler ve yüzüklerin yanı sıra Amasra yöresine özgü ağaç çekicilik sanatını tanıtan kaplar, heykeller, heykel başları, kabartmalı mimari parçalar, Kuran-ı Kerimler, gümüş süs eşyaları, keseler, eski duvar saatleri, yatak ve yastıklar sergileniyor. Rehberden müze hakkında bilgi aldıktan sonra dolaşıyoruz fotoğraf çekiyoruz bahçesine çıktığımızda dışarıda da sergilenen bir çok eser olduğunu görüyorum.</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Salata.jpg"><img decoding="async" title="Salata" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Salata-300x225.jpg" alt="Amasra Salatası" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Amasra Salatası</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Müze gezisinden sonra Balık yemek için sahil kıyısında olan Çeşm-i Cihan isimli  restorana gidiyoruz. Ben deniz ürünlerini seven biri değilim hayatımda yediğim balık toplamı bir elin parmağını geçmez diyebilirim. Önce menüye itiraz ediyorum balıktan başka bir şey yok diye rehber farklı olarak köfte vs yiyebileceğimi ama burada asıl güzel olan yemeğin balık olduğunu ve denemem gerektiğini söylüyor arkadaşımda bunu destekliyor be bizde karışık bir tabak alıyoruz içinde Mezgit, hamsi, vs var ben Mezgit’i çok beğeniyorum tadı tavuk gibi çok hafif ve balık gibi ağır kokusu yok açıkçası bir balığı bu şekilde sevebileceğimi tahmin etmezdim.  Ayrıca Amasra&#8217;nın meşhur bir salatası var inanılmaz güzel kat kat rokalar marullar havuç domates salatalık ile süslenmiş çok lezzetli bir salata her gidene öneriyorum yediğiniz zaman ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. Salatası ve balığı ile Amasra&#8217;nın güzel sahil manzarasını izleyerek güzel bir yemek yiyoruz.</p>
<div id="attachment_1552" style="width: 625px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-Sahili.jpg"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-1552" class="size-large wp-image-1552" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-Sahili-1024x768.jpg" alt="Amasra" width="615" height="461" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-Sahili-1024x768.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-Sahili-300x225.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-Sahili-400x300.jpg 400w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Amasra-Sahili.jpg 1280w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /></a><p id="caption-attachment-1552" class="wp-caption-text">Amasra Sahili</p></div>
<p style="text-align: justify;"> Yemekten sonra Amasra&#8217;nın sahilinde dolaşıyor ve pazarında dolaşıp ahşap süs eşyalarından satın alıyoruz. Sonra sahilde bir kahvehaneye oturup Türk kahvesi söylüyoruz. Burada içtiğim kahvenin tadını, aldığım keyfi hiç bir zaman unutamıyorum sahilde denizin kokusunu içimize çekerek sohbet ederek çok huzurlu bir öğle vakti yaşıyoruz. Deniz kenarına iniyorum kumların üzerinde yürüyor denize bir kaç taş fırlatıyorum. Bir süre dolaşıp alışverişte yaptıktan sonra İstanbul&#8217;a dönmek için tur otobüslerine biniyoruz. 3 gün süren çok kısa gibi görünse de çok dinlendiğim inanılmaz keyif aldığım bir tur oluyor ilk kez Tura katılmış olsam da çok güzel zaman geçirdiğim için sonraki yıllarda da aynı geleneği süreceğinden habersiz Batı Karadeniz&#8217;in güzel sahilleri boyunca yolculuk edip İstanbul&#8217; a doğru yola çıkıyoruz. Geziyi Fatih Sultan Mehmet’in Peygamberimize yazdığı şiirlerinden birinden biri  ile sonlandırıyorum.</p>
<p>&#8221;Senin tenine değmeden gelen yağmuru istemem</p>
<p>meltemi istemem&#8230;</p>
<p>Sana yanmayan yıldızı semalarda istemem&#8230;</p>
<p>Bülbüller söyleyecekse Seni söylesin..</p>
<p>Senden okumayan bülbül olsa dinlemem..</p>
<p>Özlemim Sen olacaksan yansın yüreğim..</p>
<p>Sılası Sen olmayan gurbeti istemem vatanı istemem..</p>
<p>Senden gayrı bir aşkla kül olursa kalbim Bu kalbi istemem</p>
<p>Sonu Sen çıkmayan yönü istemem yolu istemem&#8230;</p>
<p>Kalbini fethedecekse geçerim bin sina&#8217;yi birden..</p>
<p>Yoksa neyime bu fethi istemem Mısır&#8217;ı istemem Cihan&#8217;ı istemem&#8230;</p>
<p>Ben Sultan Fatihim önündeyim İstanbul&#8217;un, Yakarım bu şehri yüzünde bir tebessüm için&#8230;</p>
<p>Ben Senin ümmetinim Sensin benim Efendim, Senden gayrı Senden başka Efendi istemem Sevgili istemem&#8230;. &#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><p>The post <a href="https://gezente.com/cesm-i-cihan-amasra/">Çeşm-i Cihan Amasra…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/cesm-i-cihan-amasra/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ilgaz Dağı&#8217;nda bir kahve molası, Safranbolu&#8217;da bağlar gazozu</title>
		<link>https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/</link>
					<comments>https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 May 2008 09:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BATI KARADENİZ TURU]]></category>
		<category><![CDATA[ILGAZ DAĞI]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[batı karadeniz turu]]></category>
		<category><![CDATA[Etnoğrafya Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilgaz Dağı]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[kastamonu kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[kastamonu saat kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaymakamlar konağı]]></category>
		<category><![CDATA[Liva paşa Konağı]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrullah Köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrullah Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[saat kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu adı nereden geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Safranbolu lokumları]]></category>
		<category><![CDATA[Tosya Tekke Hamam Kazanı]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[Zalifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=1819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabah kahvaltıyı yaptıktan sonra otelin kapısında bekleyen tur otobüsüne biniyoruz. Ilgaz Dağı&#8217;na doğru yola çıkıyoruz. Rehberimiz toplamda 60 km lik bir yol olduğunu ama bizim 35 km kadar gidip otellerin olduğu mevkide ineceğimizi söylüyor. Yolda Ilgaz dağında yetişen ağaçların yöre halkı tarafından mobilyacılıkta kullanıldığından bahsediyor. Bu ağaçların bazıları bu sektör için yetiştiriliyormuş, her ağaç türüne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/">Ilgaz Dağı’nda bir kahve molası, Safranbolu’da bağlar gazozu</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sabah kahvaltıyı yaptıktan sonra otelin kapısında bekleyen tur otobüsüne biniyoruz. <strong>Ilgaz Dağı&#8217;</strong>na doğru yola çıkıyoruz. Rehberimiz toplamda 60 km lik bir yol olduğunu ama bizim 35 km kadar gidip otellerin olduğu mevkide ineceğimizi söylüyor. Yolda Ilgaz dağında yetişen ağaçların yöre halkı tarafından mobilyacılıkta kullanıldığından bahsediyor. Bu ağaçların bazıları bu sektör için yetiştiriliyormuş, her ağaç türüne göre mobilya veya doğramacılıkta kullanılıyormuş. Anlatılanları dinlerken karla kaplı zirvesini gördüğümüz Ilgaz dağının güzel manzarasını izliyoruz. Hava güneşli ve açık Mayıs aylarında yolculuk yapmayı seviyorum baharın tüm coşkusunu içimde hissediyorum, yemyeşil çimenler, papatyalar derken nedensiz bir mutluluk kaplıyor her seferinde içimi. Bu nedenle her bahar tatile çıkıyorum işler elverdikçe. Genellikle turlara katılmak yerine şehirleri kendim keşfetmeyi daha çok seviyorum ama turla da dolaşmak zevkli oluyormuş bu gezide bunu anlıyorum. Rehber anlatımlarını dikkatle dinliyorum çünkü detaylar benim için çok önemli neyse ki rehberimizin anlatımları güzel ve detaylı. Tesislere doğru yaklaşıyoruz birkaç apart otel ve büyük otel var açıkçası Uludağ’da ki oteller kadar büyük de değiller.</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Ilgaz.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Ilgaz" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Ilgaz-300x203.jpg" alt="Ilgaz Dağı" width="300" height="203" /></a><p class="wp-caption-text">Ilgaz Dağı</p></div>
<p style="text-align: justify;">Ilgaz dağının bol oksijenli havası alışkın olmayan bünyelerde baş ağrısı yapabilir. Yinede ciğerlerinize bol oksijenli hava depolamayı unutmayın İstanbul&#8217;un karmaşası ve kirliliğinden sonra bu kadar sakin bir ortama adapte olmakta zorlanabilirsiniz. M.Ö. Sanırım 3500’lü yıllarda burası denizmiş ve daha sonra denizin çekilmesi ile burası vahşi hayvan çeşitlerinin de olduğu ormanlık bir alana dönüşmüş, Ormanda en çok karaçam, sarı çam, gürgen, sedir ağacı, meşe ağacı, ceviz ağacı, kestane ağacı görülüyor. Koyu renkteki çam ağaçları karaçam açık renkte olanlar ise sarı çam ağaçları&#8230;</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/teleferik.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Teleferik" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/teleferik-300x225.jpg" alt="Ilgaz Dağı" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Ilgaz Dağı</p></div>
<p style="text-align: justify;"> Ayrıca  burada <strong>teleferik</strong> var isteyenler teleferiğe binerek bir Ilgaz turu yapabiliyor biz kullanmıyoruz çünkü rehberimiz çok kısa bir mola süre veriyor 15 dakika diyor bu süre içinde ormanda biraz yürüyüş yapıp fotoğraf çekerek yeniden aynı alana dönüyoruz. Ağaçlar gerçekten çok uzun aralarında kendimi çok küçük hissediyorum kuş cıvıltıları, derenin şırıltısı ve orman havası bana gerçekten çok iyi geliyor üzerime bir dinginlik çöküyor bütün dertlerim tasalarım hepsi geride kalmış ve gerçekten çok huzurluyum.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Yeniden otobüslere biniyoruz <strong>Kastamonu</strong>&#8216;ya doğru yola çıkıyoruz. Öğlen yemeği için rehberimiz önce bizi <strong>Nasrullah Meydanı</strong>nda  güzel yemekleri olan bir lokantaya götürüyor. Burada arkadaşımla Karadeniz pidesi yiyoruz, ve bakır kaplarda gelen ayranı içiyoruz. Karadeniz pidesinin tadını gerçekten çok beğeniyorum etinden midir bilmiyorum çok leziz, salatası da güzel. Yemek yiyip enerji topladıktan sonra Şehir merkezinde çarşıya şöyle bir göz atıyoruz. Burada bir hamam, esnaflar odası, el sanatları atölyeleri ve bunun gibi yerler var. Nasrullah Meydanında aynı isimli bir Şadırvan var aynı zamanda. Burası Kadı Nasrullah tarafından yapılmış ama daha sonra hasar gördüğü için bir kaç kez onarılmış Hacı Bedrettin Ağa tarafından şimdiki bina ise sonradan yapılmış. 1953-1955 yıllarında son onarımı yapılan şadırvan ve su yolları günümüze kadar bu şekilde ulaşmış. Öğle saatlerindeyiz ve camiyi de ziyaret etmek istiyoruz, ayakkabılarımızı uygun bir yerde bırakıp girişte örtü aldıktan sonra içeriyi de dolaşıyoruz. Üst katı kadınlara ayrılan cami sade ahşap işlemeleri ile süslenmiş. Buraya kadar gelipte burayı ziyaret etmemek olmaz. Sessizce dolaşıp dışarı çıkıyoruz şadırvanın içinde abdest alınan yerdeki havuzun üzeri kubbeli cam kapak ile kapatılmış ki içine toz düşmesin, etrafta uçan güvercinlerde bunu gerekli kılmış sanırım. Nasrullah köprüsüne doğru giderken neredeyse boyum kadar bir hamam kazanına rastlıyorum Kastamonu <strong>Tosya Tekke Hamam Kazanı</strong> yazıyor üzerinde. <strong>Nasrullah Köprüsü</strong>nden geçtikten sonra <strong>Liva Paşa Konağı</strong>&#8216;na ( <strong>Etnoğrafya Müzesi</strong>) gidiyoruz. 19yy da 1879-1881 yılları arasında  Mirliva Sadık Paşa tarafından yaptırılmış, 1997 yılından beride kültür bakanlığınca müze olarak kullanılıyormuş. Konak 3 katlı birde bodrum katı var. İçeride ahşaptan yapılmış çift yönlü merdivenlerle üst katlara çıkılıyor. Haremlik ve selamlık bölümleri var. Eve misafir geldiğinde kadınlar ve erkekler binanın farklı bölümlerinde kalıyor. Şu anda  her odada farklı bir el sanatları gösteriliyor halı dokuyan kadınlar, ayakkabı tamirciliği yapan adam, bakır kaplar kahve içen bir kaç kişiyi tasvir eden cansız mankenlerle hazırlanmış bu odalar insanı alıp farklı bir zamana taşıyor. İçeride fotoğraf çekerken oldukça eğleniyoruz her katta ayrı ayrı eski eşyalar ve farklı konseptler var. Gezilip görülmesi gereken bir mekan.</p>
<div style="width: 235px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Saat-Kulesi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Saat Kulesi" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Saat-Kulesi-225x300.jpg" alt="Kastamonu Saat Kulesi" width="225" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Kastamonu Saat Kulesi</p></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Etnoğrafya Müzesi</strong>nden çıktıktan sonra Saat kulesine doğru yürüyoruz. Burası uzun bir tırmanış gerektiriyor merdivenlerden yukarı çıkarken gerçekten çok yoruluyorum, genellikle yaşlıları ya da rahatsız olanları aşağıda bırakıp öyle yola devam ediyor rehberler bizde öyle yapıyoruz. Saat Kulesi&#8217;ni Kastamonu’nun eski valilerinden <strong>Abdurrahman Nureddin Paşa</strong> 1884-1885 yıllarında yaptırmış. Saatini de Avrupa&#8217; dan getirtmiş. İki katlı bir yapı içinde merdivenle üst kata çıkılıyor saat kulesinin üzerinde bir de çan var. Çan kulesi ile ilgili birde rivayet var oda şöyle aslında saat <strong>İstanbul</strong>’da <strong>Sarayburnu</strong>&#8216;nda bulunuyormuş ama saat başı değil de yerli yersiz kafasına göre çalmaya başlamış, hatta padişahın gözdesinin çocuğunun düşmesine neden olunca padişah tarafından sürgüne Kastamonu&#8217; ya gönderilmiş. Şimdiki yerine takılan saat hiç takılmadan zamanı doğru gösterip doğru zamanda çalmış. 2002 senesinde restore edilip şimdiki halini aldıktan sonra turların ve ziyaretçilerin akınına uğramış. Hikayesi oldukça enteresan olan kuleyi Kastamonu’ya gidenler ziyaret etmeli. Saat kulesini izlediğimiz manzaradan aynı zamanda Kastamonu kalesi de görülüyor tam karşımızda uzakta olsa kaleyi seyre dalıyoruz. 12 yy. da  taş ve harçtan yapılmış 15 büyük kale ve burçtan oluşmuş, 115 m. uzunluğunda, 30-50 m. genişliğinde, dikdörtgen planlı inşaa edilmiş. Kalenin 2005 yılında yapılan restorasyonu ile ziyarete açılması sayesinde ayrı bir gelir kapısı da açılmış. Kaleyi sadece uzakta seyretmek zorundaydık maalesef ki tur programında surlarda dolaşmak olmadığından oraya gidip içini görme imkanımız olmuyor. Buradan ayrılıp bağlar gazozu içmek için Safranbolu’ya gidiyoruz.</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Safranbolu.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Safranbolu" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Safranbolu-300x225.jpg" alt="Kastamonu " width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Kastamonu</p></div>
<p style="text-align: justify;">Safranbolu Selçuklular döneminde <strong>Zalifre</strong> adıyla anılmış, beylikler dönemimde <strong>Borlu</strong> adı kullanılmış daha sonra Osmanlı dönemimde <strong>Zafiranborlu</strong> adını almış daha sonra ise Safranbolu olmuş. Şehri görebileceğimiz bir tepede duruyoruz ve rehber bize şehrin tanıtımını yapıyor Zafran bitkisinin bu bölgede ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. <strong>Fatih Sultan Mehmet</strong> tarafından yurt dışından getirilmiş bu bitki  kendi ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilme özelliğine sahipmiş oldukça ilginç dünyada yetiştiği nadir yerlerden biride Safranbolu&#8217;ymuş. Bitki hakkında bilgi alıp gazozumuzu içtikten sonra aşağı iniyoruz. Safranbolu da demirciler çarşısını geziyoruz burada demirden her türlü eşya ve süs eşyası yapılmış. Büyük kılıçlar, dev kalkanlar, savaşçı başlıkları, ev eşyaları birçok eşyayı görmek mümkün. Bir atölyeye girip demiri kızgın ocaklarda nasıl dövdüklerini ve şekil verdiklerini izliyor sonrada çıkıp biraz çarşıda dolaşıp alışveriş yapıyoruz. Alışverişten sonra Cinciler hamamına gidiyoruz ama tadilat var o nedenle hamam kapalı içeriyi gezemiyoruz Safranbolu sokaklarında dolaşıyoruz, ben evlerin bol bol fotoğrafını çekiyor ve alışveriş yapıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Rehberin de bize katılması ile birlikte <strong>Kaymakamlar konağı</strong>na gidiyoruz bu konak 3 katlı bir konak haremlik ve selamlık bölümleri var burada da eve yabancı biri geldiğinde kadın ve erkekler farklı merdiven kullanırlarmış.  Yemek servisi için çok ilginç bir yöntem bulunmuş odaları ayıran bölümde döner dolap kurulmuş kadınlar yemek pişince hazırlayıp kaplara koyar dolabım öbür tarafından koyar dolabı çevirirlermiş bu sayede yabancı erkekler kadınları hiç görmeden yemek servisi yapılabilirmiş. Konak oldukça büyük olduğundan burada bir kaç nesil bir arada yaşayabiliyormuş. Konakta sergilenen eşyalarda ilginç 150 yıllık bir bindallı, kına gecelerinde giyilmiş 100 yıllık kına kıyafetleri, yaşadıkları dönemde kullanılan kap kacaklar yine cansız mankenlerle kurgulanarak sergilenmiş. İçeriye galoş giyerek girebiliyorsunuz temizlik her daim çok önemliymiş. Bize anlatılan bir detayı paylaşmadan geçemeyeceğim; eğer evin içinde aynanın üzerinde veya dolaplarda herhangi bir yerde toz bulursa gelen konuklar &#8221;yazı yazdık aynanızın tozuna yazıklar olsun evinizin kızına&#8221; şeklinde bir aynanın üzerine not bırakıp giderlermiş. Böyle bir not almak evin kızı için yeterince utanç kaynağı diye düşünüyorlarmış galiba. Konakta bu anlatımları oranın kendi rehberi yapıyor bizde yerel ağızdan dönemin hikayelerini ve yaşayış tarzını dinliyoruz. En üstte bir de çatı katı var burada oturmak için bir kuzu postu var üzerine oturup pencereden manzarayı seyretmesi çok keyifli. Kaymakamlar konağını da gezdikten sonra artık otele dönmek üzere yola çıkıyoruz ama yol üstünde bir Safranbolu lokumcusuna girip lokumun tarihini anlatan bir slayt gösterisi ve video gösterisi izliyoruz kahve ve lokum ikramlarını kabul ediyoruz isteyenler burada bol  çeşitleri olan muhteşem <strong>Safranbolu lokumları</strong>ndan satın alabiliyor. Lokum seven biri değilim ama Safranbolu lokumu bizim evden eksik olmayan bir tatlı olduğundan çoğu çeşidine babam sayesinde aşinayım, babam kahve, çay, lokum gibi konularda uzman sayılır ailecek keyfimize pek düşkünüzdür. Lokum atölyesinde nasıl yapıldığını gördükten sonra akşam yemeği için otele geri dönüyoruz. Akşam otelin bahçesinde canlı müzik ve eğlence var canlı müzik eşliğinde yemek yedikten sonra eğlence başlıyor ve herkes kendini piste atıyor. Bizde kahvelerimizi alıp otelin bahçesindeki çimlerin üzerine atılmış armut koltuklara yayılıyoruz bir yanda çalan müzik diğer tarafta sohbet derken gecenin geç saatlerine kadar oturuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><p>The post <a href="https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/">Ilgaz Dağı’nda bir kahve molası, Safranbolu’da bağlar gazozu</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 Mevsim Abant Gölü Keyfi&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/abant-golu-yoruk-koyu/</link>
					<comments>https://gezente.com/abant-golu-yoruk-koyu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 May 2008 09:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BATI KARADENİZ TURU]]></category>
		<category><![CDATA[YÖRÜK KÖYÜ]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[abant gölü]]></category>
		<category><![CDATA[abant turu]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[batı karadeniz turu]]></category>
		<category><![CDATA[karadenizde gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Yörük Köyü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=1816</guid>

					<description><![CDATA[<p> İlk kültür turuma Batı Karadeniz ile başlıyorum, umarım başlamak için doğru bir tercih yapmışımdır, bunu ilerleyen günlerde göreceğiz. Sabah 7:30; da Beşiktaş İnönü stadı önüne gelmemiz isteniyor. Sabah ilk olarak arkadaşımla buluşmak için Taksim&#8216;e gidiyorum. Sabahın erken saati olduğu için görünürde açık bir yer yok sanırım saatler 6:45 i gösteriyor, henüz kahvaltı yapmış değilim açık [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/abant-golu-yoruk-koyu/">4 Mevsim Abant Gölü Keyfi…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Abant-Gölü.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Abant Gölü" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Abant-Gölü-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a> İlk kültür turuma <strong>Batı Karadeniz</strong> ile başlıyorum, umarım başlamak için doğru bir tercih yapmışımdır, bunu ilerleyen günlerde göreceğiz. Sabah 7:30; da <strong>Beşiktaş İnönü</strong> stadı önüne gelmemiz isteniyor. Sabah ilk olarak arkadaşımla buluşmak için <strong>Taksim</strong>&#8216;e gidiyorum. Sabahın erken saati olduğu için görünürde açık bir yer yok sanırım saatler 6:45 i gösteriyor, henüz kahvaltı yapmış değilim açık olan bir simitçi bulup kendime meyve suyu ve simit alıyorum. Bunları atıştırırken arkadaşımı bekliyorum oda neyse ki fazla gecikmiyor ve yürüyerek stadın önüne geliyoruz. Aktarma yapacağımız otobüs orada bekliyor ama yetkili kimseyi görmüyoruz bizim gibi tura katılacaklar sabah güneşinden kaçmak için gölgelik bir yerlerde oturmuş bekliyorlar. Hava sıcak olacağa benziyor bu benim için iyi çünkü ne zamandır şehrin üstünden yağmur bulutları eksik olmamıştı. Sonunda rehber geliyor ve otobüse binip Kadıköy’e geçiyoruz. Asıl otobüsümüz orda bizi bekliyor. Kadıköy’e vardığımızda diğer araca geçiyoruz. Otobüste koltuk numaramız 1 ve 2 bu çok iyi çünkü ön camdan manzarayı izleyebileceğiz. İlk  istikamet  <strong>Abant gölü</strong>.</p>
<p style="text-align: justify;">Rehberimiz yolda bize bölge hakkında bilgi veriyor. Yaklaşık 3200 km alana kurulmuş gölün bir kısmına rıhtımlar yapılarak şekillendirilmiş. Balıkçılık eskiden yapıldığı halde şu an balıkçılık yapmak yasal değil, balıklar koruma altında. Jandarma izinsiz avlananlara ceza yazıyor. Göl üzerinde bahar aylarında nilüfer çiçeği açıyor, mayıs ayında olmamıza rağmen ben nilüfer çiçeğini görmüyorum ama gölün etrafında çok güzel papatyalar var. Papatyalardan topluyorum. Gölün kenarında tahtadan iskeleler var orada fotoğraf çekiliyoruz. Burada bir kaç tane otel var, kalmak isteyenler için ideal seçim olabilirler. Yolda faytona binmek  mümkün çünkü otobüsleri park ettiğimiz alanın hemen yanında faytonları sıra sıra beklerden görmüştüm. Aynı zamanda ata binmekte mümkün&#8230; Civarda kahvaltı veren mekanlar mevcut, çok zengin kahvaltı seçenekleri var. Bir hafta sonu sadece kahvaltı için gelmeyi düşünüyorum. Abant’ın mavisi, yeşili her rengi çok canlı sonbaharda buna pastel renkler de eklenince seyri daha muhteşem oluyormuş, fotoğraf çekmeyi seviyorsanız Abant kenarı yaz kış her mevsim bunu yapmak için ideal. Birçok kez gitseniz de o sessizlik ve sakinlik her seferinde yeniden gelmeniz için sizi içine çekiyor. Burada 1 saat kadar oyalanıyoruz daha sonra Yörük köyü için yola çıkıyoruz.</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/New_yoruk-koyu.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Yörük Köyü" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/New_yoruk-koyu-300x230.jpg" alt="Yörük Köyü" width="300" height="230" /></a><p class="wp-caption-text">Yörük Köyü</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yörük köyü</strong>; yaklaşık 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış bir bölge ama her seferinde yağmalanması nedeniyle etrafta eski döneme ait çok fazla veri yok. <strong>Selçuklu</strong> ve <strong>Osmanlı</strong> dönemlerinden kalma bazı eserleri Safranbolu merkezde hala görmek mümkün. <strong>İzzet Mehmet Paşa</strong> camisi, <strong>Köprülü Mehmet Paşa</strong> camisi aklıma gelen bazı eserler. Yörük köyü yaklaşık 700 senelik bir geçmişe sahip, birçok evde yüzlerce yıllık geçmişin izlerini görebiliyorsunuz. En eski ev <strong>Odabaşı</strong> denen konak yaklaşık 450 yıllık olduğu söyleniyor.</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/New_IMG_2254-Largeaa.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Sucu Hafız Gezi Evi " src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/New_IMG_2254-Largeaa-300x204.jpg" alt="Yörük Köyü/Sucu Hafız Gezi Evi " width="300" height="204" /></a><p class="wp-caption-text">Yörük Köyü/Sucu Hafız Gezi Evi</p></div>
<p style="text-align: justify;">Yeni bina görmek mümkün değil eski sokakları taşları hala aynı şekilde duruyor. Sokaklarında yürürken birden kendimi Osmanlı dönemimde gibi hissediyorum. Evler iki ya da üç katlı beyaz renkli ve pencerelerinde kepenkleri var. Evler o kadar güzel ki, restore edilmemiş olanları kendi ellerinizle onarma isteği oluşuyor. O kırık pencereleri kapıları gördükçe hemen bunlarda tamir edilmeli diye düşünüyorum. İlk uğrak noktamız Sucu Hafız gezi evi oluyor. Tahta sandalyesi, eski radyosu, yeşil koltuk takımı ile aklıma işlenen bir ev. Özellikle tavanı tahta oyma sanatının incelikleri ile yapılmış. 3 katlı bir ev ve bütün eşyaları orijinalmiş en son çatı katına çıkıyoruz orada bulduğum fes ile fotoğraf çektirmeden dönmüyorum giden herkes sanırım bu objelerle fotoğraf çekilmiştir. Evi gezdikten sonra en alt kata iniyoruz burası hediyelik eşya satılan bölüm, bir şeyler alıyoruz. Buradan çıktıktan sonra çamaşırhaneye gidiyoruz. Burası eskiden kadınların ortaklaşa buluşup çamaşır yıkadıkları bir yer, ortasında büyük yuvarlak bir taşın üzerinde 12 çizgi var çizgiler hem çamaşır sularının akmasını sağlıyor hem taşı eşit parçalara bölüyor hem de alevilik inancında 12 imamı simgeliyor. Çamaşırhanede bilgi aldıktan sonra yeniden otobüslere binip otele doğru yola devam ediyoruz. Otelimiz eski bir konak sonradan restore edilerek otel olarak kullanılmaya başlanmış şirin küçük sevimli bir yer. Akşam yemeğini yedikten sonra dışarı çıkıp biraz dolaşıyoruz. Daha sonrada ilk günün yorgunluğunu atmak için odama çekilip dinleniyorum.</p><p>The post <a href="https://gezente.com/abant-golu-yoruk-koyu/">4 Mevsim Abant Gölü Keyfi…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/abant-golu-yoruk-koyu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
