<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tur - Gezente.com</title>
	<atom:link href="https://gezente.com/tag/tur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gezente.com</link>
	<description>Gezente Bir Ruh Durdurulamaz!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Dec 2017 17:22:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>
	<item>
		<title>Pirene&#8217;den  Kuşadası&#8217;na&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/pirene-milet-kusadasi/</link>
					<comments>https://gezente.com/pirene-milet-kusadasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2010 09:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KUŞADASI -PAMUKKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MİLET]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Agora]]></category>
		<category><![CDATA[altınkum plajı]]></category>
		<category><![CDATA[apollo tapınağı]]></category>
		<category><![CDATA[Apollon]]></category>
		<category><![CDATA[Demeter temenosu]]></category>
		<category><![CDATA[Didim]]></category>
		<category><![CDATA[Gymnasium]]></category>
		<category><![CDATA[kuşadası]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal ev]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Medusa]]></category>
		<category><![CDATA[Milet]]></category>
		<category><![CDATA[Miletos]]></category>
		<category><![CDATA[Minos]]></category>
		<category><![CDATA[Odeon]]></category>
		<category><![CDATA[pamukkale]]></category>
		<category><![CDATA[priene]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus mabedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=1838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gezmeye doyamıyoruz, bu sefer Kuşadası ve Pamukkale civarındaki tarihi yerleri görmeye karar veriyoruz. Tur ile gitmeye karar veriyoruz, yolculuk akşam saatlerinde başlayacak. Evden çıkıyoruz saat 21:30 da Yenibosna otobüs durağı yanında Londra Camping den tur otobüsleri eşliğinde başlayan turumuzda önce bizi sağanak yağmur karşılıyor. Rüzgardan uçuşan şemsiyelerimizle tur otobüsünü bulmaya çalışarak aynı zamanda bavullarımızı da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/pirene-milet-kusadasi/">Pirene’den  Kuşadası’na…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Gezmeye doyamıyoruz, bu sefer <strong>Kuşadası</strong> ve <strong>Pamukkale</strong> civarındaki tarihi yerleri görmeye karar veriyoruz. Tur ile gitmeye karar veriyoruz, yolculuk akşam saatlerinde başlayacak. Evden çıkıyoruz saat 21:30 da Yenibosna otobüs durağı yanında <strong>Londra Camping</strong> den tur otobüsleri eşliğinde başlayan turumuzda önce bizi sağanak yağmur karşılıyor. Rüzgardan uçuşan şemsiyelerimizle tur otobüsünü bulmaya çalışarak aynı zamanda bavullarımızı da çekeleyerek bir maceraya daha yelken açıyoruz. İlk istikamet diğer yolcuları da almak için uğrayacağımız <strong>Kadıköy Salıpazarı</strong>. Yol üzerinde <strong>Adapazarı</strong> ve <strong>Bursa</strong> yolcuları da eklendiğinde gerekli misafir sayısına ulaşmış oluyoruz.Yağmur felaketinden sonra ikinci yaşadığımız aksilik ise bize söz verilen ön koltukların başkalarına ayrılmış olması. 4 kişilik planladığımız yolculuğa, son anda bir arkadaşımızın elinde olmayan sebeplerden ötürü bize katılamaması ile 3 kişi başlamakta planlanmayan başka bir gelişme.</p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar daha önceden defalarca hava durumuna bakmışta olsak kültür turumuz boyunca bize ne tür bir havanın eşlik edeceğini kestirmek oldukça zor oluyor. Mola verdiğimiz zaman gecenin oldukça soğuk olmasından dolayı sabah saatlerinde yağmur yağacağını düşünüyoruz. Ancak sabahın ilk ışıkları ile pırıl pırıl güneşli bir hava bizi karşıladığında oldukça mutlu oluyoruz. Sabah saat 8-9 arasında ilk olarak kahvaltı yapacağımız yol üstünde bir dinlenme tesisine yöneliyoruz. Tur otobüsü dolu, tüm yolcular bir yandan uyanmaya çalışıp bir yandan da kahvaltı için kendine uygun bir masa bulmaya çalışıyor. Bizde aynı şekilde masa bakıyoruz. Restoran yeterince temiz değil, hatta kahvaltı için yiyecek neredeyse hiçbir şey bulamıyoruz. Kahvaltı sonrası <strong>Priene</strong>&#8216;nin yolunu tutuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/DSC_0046.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-142" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/DSC_0046-1024x680.jpg" alt="priene" width="615" height="408" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/DSC_0046-1024x680.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/DSC_0046-300x199.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/DSC_0046.jpg 1600w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Saat 11 e doğru <strong>Priene</strong> ye ulaşıyoruz. Şehre giriş 3 ana kapıdan yapılıyor, şehrin en önemli özeliklerinden biri eşit parçalara bölünmüş yaklaşık 80 bloğa ayrılmış olması, şehrin kavşak noktalarının birbirine olan uzaklığı bu nedenle aynı. O zamanlar şehir planlamanın ne kadar ileri seviyede olduğunu anlatıyor bizlere. İlk olarak bizim gibi turla veya ayrı olarak gelmiş turist kalabalığının içinde zaman zaman kaybolarak, kalıntılar içinde fotoğraf çekmeye başlıyoruz. Hava ve ortam o kadar güzel ki her gördüğümüz kalıntı güneşin ışık oyunları arasında gözümüzde bir şahesere dönüşüyor. <strong>Kutsal galeri, Zeus mabedi, Kutsal ev, Gymnasium</strong> en çokta Tiyatroyu beğeniyorum. Tiyatro günümüzde bile oldukça iyi durumda görünüyor. Ancak beni en çok etkileyen yer <strong>Athena tapınağı</strong> oluyor. <strong>Odeon, Demeter temenosu</strong>, <strong>Agora</strong>&#8230;Priene Antik Kenti içinde görülmesi gereken yerlerden sadece birkaçı.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/Pirene.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-1501" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/Pirene-1024x680.jpg" alt="Pirene" width="615" height="408" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/Pirene-1024x680.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/Pirene-300x199.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/Pirene-451x300.jpg 451w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/04/Pirene.jpg 1280w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Buradaki gezimizi tamamladıktan sonra <strong>Milet Ören</strong> yerine doğru yola çıkıyoruz. Otobüsten indiğimizde bizi karşılamaya gelmiş gibi bekleyen köpek yavrularını sevdikten sonra rehberin anlatımları ile birlikte Ören yerini gezmeye başlıyoruz. Milet, büyük Menderes nehri yakınlarında kurulmuş taş devrinden beri varlığını sürdüren çok güzel bir yer. Rivayete göre <strong>Apollon</strong>&#8216;un oğlu olan <strong>Miletos</strong>&#8216;u, <strong>Minos</strong>&#8216;un kötülüklerinden korumak için kimsenin bulamayacağı bir dağa bırakırlar, kurtlar ve çobanlar tarafından bakılan Miletos büyüdükten sonra Anadoluya gelir, Menderes nehrinin kızı Kyane ile evlenerek Miletos şehrini kurar. Daha sonra Denizcilik alanında oldukça ilerleyen Miletoslular birçok koloni kurar bu sayede oldukça zenginleşirler. Ünlü düşünür <strong>Tales</strong> te Miletoslulardandır. Tales, Piramitlerin yüksekliğini, güneş tutulmasını hesaplamıştır. Aynı zamanda bir çember içine dik üçgen çizen ilk kişi ve antik çağın 7 bilgesinden biridir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Milet</strong>’in tarih kokusunu içimize çekerek Tiyatroya doğru yürümeye başlıyoruz. Rehberimiz buranın akustiğinin inanılmaz olduğunu söylüyor, gerçekten de tiyatroya girdiğimizde içerideki birçok yerli ve yabancı turistin bunu denemek için şarkı söylediğini yada garip sesler çıkardığını fark ediyoruz. Rehberin anlatımları devam ederken gruptan ayrılarak hemen fotoğraf çekmeye ve etrafı keşfetmeye başlıyorum. Basamakları çıkarak yukarıdan birkaç fotoğraf çekeyim derken bir tünel görüyorum içinden geçip beni neyin karşılayacağını oldukça merak ediyorum. Bir kaç basamak indiğimde büyük demir parmaklıklarla kapalı kapıları olan eskiden suçlu ya da esirlerin tutulmuş olabileceğini düşündüğüm pencereleri küçük ve yukarıda olan odalar görüyorum. Benim gibi meraklı bir kaç turistte buranın ne olabileceği hakkında fikir yürütüyorlar. Şimdilerde ise depo olarak kullanılan bu odaların içinde gereksiz birçok eşya yığılmış neden oraya koyulduklarını bir türlü anlayamıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Buradaki gezimizi tamamladıktan sonra <strong>Apollo tapınağı</strong> ve <strong>Medusa</strong> yı görmek için Didime doğru yola çıkıyoruz. Bu arada oldukça acıktığımızdan yöresel restoranlardan birinde açık büfe öğle yemeği alabileceğimiz söyleniyor. Bizde bahçesinde, kapısında, içinde her yerde kediler olan bir restorana giriyoruz, menüde et, balık ve çeşitleri var. Bu kadar balık kokusu varken etrafta kedi görmemek sanırım mümkünde değil, kedileri besleyerek eğlendiğimiz öğle yemeği sonrasında hemen yakınlardaki Apollon tapınağına doğru yürümeye başlıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Apollon tapınağı 120m uzunluğunda 25m yüksekliğinde genç didymaion antik döneminin en büyük yapıtlarından biri. Yüzyıl süren inşaatına rağmen tapınak tamamlanamamış. Planlanmış olan 122 sütundan sadece 72 tanesi dikilmiş bunlarında tümü bitirilememiş. Sütunlar lonia tipi başlıklarla taçlandırılmış köşedeki başlıklar eşsiz görünmekte. Bunlardan birinde Artemis ve Leto figürleri halen görülebiliyor, diğer sütun ise şuanda İstanbul arkeoloji müzesinde korunuyormuş ve üzerinde Zeus ve Apollon varmış. Üçe ayrılmış olan arşı trav üzerindeki firizde <strong>Medusa</strong> başı bulunuyor. Bu olağan üstü yaratıkların betimlenmesi antik dönem inancında kötülüklerden korunmak içinmiş. Buradaki tapınak gördüklerim arasında beni en çok etkileyen şey oldu. Mesusa başını, aslanlı anıtları, devasa Athena tapınağı kalıntılarını gördükten sonra <strong>Didim</strong> <strong>altınkum plajı</strong>nı uzaktan görüntüleyebileceğimiz bir yere gelip fotoğraf çekiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha sonra aksam yemeği yemek ve otelimize yerleşmek için <strong>Kuşadası</strong>’na doğru yolculuğumuz başlıyor. Akşam yemeğinden sonra etrafta kısa bir gezinti yapmak için dışarı çıkıyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olması sebebiyle sokaklarda coşkulu bir kalabalık ellerinde bayraklar, meşaleler ve marşlar eşliğinde yürüyorlar. Kalabalığın içine karışarak onlarla birlikte yürüyoruz. Meydanda Leman Sam konserini dinleyip kulaklarımızın pasını siliyor, söylenen marşlar, şarkılar ardından havai fişek gösterisi ile oldukça eğlenerek günü sonlandırmış oluyoruz.</p><p>The post <a href="https://gezente.com/pirene-milet-kusadasi/">Pirene’den  Kuşadası’na…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/pirene-milet-kusadasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ilgaz Dağı&#8217;nda bir kahve molası, Safranbolu&#8217;da bağlar gazozu</title>
		<link>https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/</link>
					<comments>https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 May 2008 09:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BATI KARADENİZ TURU]]></category>
		<category><![CDATA[ILGAZ DAĞI]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[batı karadeniz turu]]></category>
		<category><![CDATA[Etnoğrafya Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilgaz Dağı]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[kastamonu kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[kastamonu saat kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaymakamlar konağı]]></category>
		<category><![CDATA[Liva paşa Konağı]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrullah Köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrullah Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[saat kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu adı nereden geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Safranbolu lokumları]]></category>
		<category><![CDATA[Tosya Tekke Hamam Kazanı]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[Zalifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=1819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabah kahvaltıyı yaptıktan sonra otelin kapısında bekleyen tur otobüsüne biniyoruz. Ilgaz Dağı&#8217;na doğru yola çıkıyoruz. Rehberimiz toplamda 60 km lik bir yol olduğunu ama bizim 35 km kadar gidip otellerin olduğu mevkide ineceğimizi söylüyor. Yolda Ilgaz dağında yetişen ağaçların yöre halkı tarafından mobilyacılıkta kullanıldığından bahsediyor. Bu ağaçların bazıları bu sektör için yetiştiriliyormuş, her ağaç türüne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/">Ilgaz Dağı’nda bir kahve molası, Safranbolu’da bağlar gazozu</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sabah kahvaltıyı yaptıktan sonra otelin kapısında bekleyen tur otobüsüne biniyoruz. <strong>Ilgaz Dağı&#8217;</strong>na doğru yola çıkıyoruz. Rehberimiz toplamda 60 km lik bir yol olduğunu ama bizim 35 km kadar gidip otellerin olduğu mevkide ineceğimizi söylüyor. Yolda Ilgaz dağında yetişen ağaçların yöre halkı tarafından mobilyacılıkta kullanıldığından bahsediyor. Bu ağaçların bazıları bu sektör için yetiştiriliyormuş, her ağaç türüne göre mobilya veya doğramacılıkta kullanılıyormuş. Anlatılanları dinlerken karla kaplı zirvesini gördüğümüz Ilgaz dağının güzel manzarasını izliyoruz. Hava güneşli ve açık Mayıs aylarında yolculuk yapmayı seviyorum baharın tüm coşkusunu içimde hissediyorum, yemyeşil çimenler, papatyalar derken nedensiz bir mutluluk kaplıyor her seferinde içimi. Bu nedenle her bahar tatile çıkıyorum işler elverdikçe. Genellikle turlara katılmak yerine şehirleri kendim keşfetmeyi daha çok seviyorum ama turla da dolaşmak zevkli oluyormuş bu gezide bunu anlıyorum. Rehber anlatımlarını dikkatle dinliyorum çünkü detaylar benim için çok önemli neyse ki rehberimizin anlatımları güzel ve detaylı. Tesislere doğru yaklaşıyoruz birkaç apart otel ve büyük otel var açıkçası Uludağ’da ki oteller kadar büyük de değiller.</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Ilgaz.jpg"><img decoding="async" title="Ilgaz" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Ilgaz-300x203.jpg" alt="Ilgaz Dağı" width="300" height="203" /></a><p class="wp-caption-text">Ilgaz Dağı</p></div>
<p style="text-align: justify;">Ilgaz dağının bol oksijenli havası alışkın olmayan bünyelerde baş ağrısı yapabilir. Yinede ciğerlerinize bol oksijenli hava depolamayı unutmayın İstanbul&#8217;un karmaşası ve kirliliğinden sonra bu kadar sakin bir ortama adapte olmakta zorlanabilirsiniz. M.Ö. Sanırım 3500’lü yıllarda burası denizmiş ve daha sonra denizin çekilmesi ile burası vahşi hayvan çeşitlerinin de olduğu ormanlık bir alana dönüşmüş, Ormanda en çok karaçam, sarı çam, gürgen, sedir ağacı, meşe ağacı, ceviz ağacı, kestane ağacı görülüyor. Koyu renkteki çam ağaçları karaçam açık renkte olanlar ise sarı çam ağaçları&#8230;</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/teleferik.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Teleferik" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/teleferik-300x225.jpg" alt="Ilgaz Dağı" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Ilgaz Dağı</p></div>
<p style="text-align: justify;"> Ayrıca  burada <strong>teleferik</strong> var isteyenler teleferiğe binerek bir Ilgaz turu yapabiliyor biz kullanmıyoruz çünkü rehberimiz çok kısa bir mola süre veriyor 15 dakika diyor bu süre içinde ormanda biraz yürüyüş yapıp fotoğraf çekerek yeniden aynı alana dönüyoruz. Ağaçlar gerçekten çok uzun aralarında kendimi çok küçük hissediyorum kuş cıvıltıları, derenin şırıltısı ve orman havası bana gerçekten çok iyi geliyor üzerime bir dinginlik çöküyor bütün dertlerim tasalarım hepsi geride kalmış ve gerçekten çok huzurluyum.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Yeniden otobüslere biniyoruz <strong>Kastamonu</strong>&#8216;ya doğru yola çıkıyoruz. Öğlen yemeği için rehberimiz önce bizi <strong>Nasrullah Meydanı</strong>nda  güzel yemekleri olan bir lokantaya götürüyor. Burada arkadaşımla Karadeniz pidesi yiyoruz, ve bakır kaplarda gelen ayranı içiyoruz. Karadeniz pidesinin tadını gerçekten çok beğeniyorum etinden midir bilmiyorum çok leziz, salatası da güzel. Yemek yiyip enerji topladıktan sonra Şehir merkezinde çarşıya şöyle bir göz atıyoruz. Burada bir hamam, esnaflar odası, el sanatları atölyeleri ve bunun gibi yerler var. Nasrullah Meydanında aynı isimli bir Şadırvan var aynı zamanda. Burası Kadı Nasrullah tarafından yapılmış ama daha sonra hasar gördüğü için bir kaç kez onarılmış Hacı Bedrettin Ağa tarafından şimdiki bina ise sonradan yapılmış. 1953-1955 yıllarında son onarımı yapılan şadırvan ve su yolları günümüze kadar bu şekilde ulaşmış. Öğle saatlerindeyiz ve camiyi de ziyaret etmek istiyoruz, ayakkabılarımızı uygun bir yerde bırakıp girişte örtü aldıktan sonra içeriyi de dolaşıyoruz. Üst katı kadınlara ayrılan cami sade ahşap işlemeleri ile süslenmiş. Buraya kadar gelipte burayı ziyaret etmemek olmaz. Sessizce dolaşıp dışarı çıkıyoruz şadırvanın içinde abdest alınan yerdeki havuzun üzeri kubbeli cam kapak ile kapatılmış ki içine toz düşmesin, etrafta uçan güvercinlerde bunu gerekli kılmış sanırım. Nasrullah köprüsüne doğru giderken neredeyse boyum kadar bir hamam kazanına rastlıyorum Kastamonu <strong>Tosya Tekke Hamam Kazanı</strong> yazıyor üzerinde. <strong>Nasrullah Köprüsü</strong>nden geçtikten sonra <strong>Liva Paşa Konağı</strong>&#8216;na ( <strong>Etnoğrafya Müzesi</strong>) gidiyoruz. 19yy da 1879-1881 yılları arasında  Mirliva Sadık Paşa tarafından yaptırılmış, 1997 yılından beride kültür bakanlığınca müze olarak kullanılıyormuş. Konak 3 katlı birde bodrum katı var. İçeride ahşaptan yapılmış çift yönlü merdivenlerle üst katlara çıkılıyor. Haremlik ve selamlık bölümleri var. Eve misafir geldiğinde kadınlar ve erkekler binanın farklı bölümlerinde kalıyor. Şu anda  her odada farklı bir el sanatları gösteriliyor halı dokuyan kadınlar, ayakkabı tamirciliği yapan adam, bakır kaplar kahve içen bir kaç kişiyi tasvir eden cansız mankenlerle hazırlanmış bu odalar insanı alıp farklı bir zamana taşıyor. İçeride fotoğraf çekerken oldukça eğleniyoruz her katta ayrı ayrı eski eşyalar ve farklı konseptler var. Gezilip görülmesi gereken bir mekan.</p>
<div style="width: 235px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Saat-Kulesi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Saat Kulesi" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Saat-Kulesi-225x300.jpg" alt="Kastamonu Saat Kulesi" width="225" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Kastamonu Saat Kulesi</p></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Etnoğrafya Müzesi</strong>nden çıktıktan sonra Saat kulesine doğru yürüyoruz. Burası uzun bir tırmanış gerektiriyor merdivenlerden yukarı çıkarken gerçekten çok yoruluyorum, genellikle yaşlıları ya da rahatsız olanları aşağıda bırakıp öyle yola devam ediyor rehberler bizde öyle yapıyoruz. Saat Kulesi&#8217;ni Kastamonu’nun eski valilerinden <strong>Abdurrahman Nureddin Paşa</strong> 1884-1885 yıllarında yaptırmış. Saatini de Avrupa&#8217; dan getirtmiş. İki katlı bir yapı içinde merdivenle üst kata çıkılıyor saat kulesinin üzerinde bir de çan var. Çan kulesi ile ilgili birde rivayet var oda şöyle aslında saat <strong>İstanbul</strong>’da <strong>Sarayburnu</strong>&#8216;nda bulunuyormuş ama saat başı değil de yerli yersiz kafasına göre çalmaya başlamış, hatta padişahın gözdesinin çocuğunun düşmesine neden olunca padişah tarafından sürgüne Kastamonu&#8217; ya gönderilmiş. Şimdiki yerine takılan saat hiç takılmadan zamanı doğru gösterip doğru zamanda çalmış. 2002 senesinde restore edilip şimdiki halini aldıktan sonra turların ve ziyaretçilerin akınına uğramış. Hikayesi oldukça enteresan olan kuleyi Kastamonu’ya gidenler ziyaret etmeli. Saat kulesini izlediğimiz manzaradan aynı zamanda Kastamonu kalesi de görülüyor tam karşımızda uzakta olsa kaleyi seyre dalıyoruz. 12 yy. da  taş ve harçtan yapılmış 15 büyük kale ve burçtan oluşmuş, 115 m. uzunluğunda, 30-50 m. genişliğinde, dikdörtgen planlı inşaa edilmiş. Kalenin 2005 yılında yapılan restorasyonu ile ziyarete açılması sayesinde ayrı bir gelir kapısı da açılmış. Kaleyi sadece uzakta seyretmek zorundaydık maalesef ki tur programında surlarda dolaşmak olmadığından oraya gidip içini görme imkanımız olmuyor. Buradan ayrılıp bağlar gazozu içmek için Safranbolu’ya gidiyoruz.</p>
<div style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Safranbolu.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" title="Safranbolu" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Safranbolu-300x225.jpg" alt="Kastamonu " width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Kastamonu</p></div>
<p style="text-align: justify;">Safranbolu Selçuklular döneminde <strong>Zalifre</strong> adıyla anılmış, beylikler dönemimde <strong>Borlu</strong> adı kullanılmış daha sonra Osmanlı dönemimde <strong>Zafiranborlu</strong> adını almış daha sonra ise Safranbolu olmuş. Şehri görebileceğimiz bir tepede duruyoruz ve rehber bize şehrin tanıtımını yapıyor Zafran bitkisinin bu bölgede ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. <strong>Fatih Sultan Mehmet</strong> tarafından yurt dışından getirilmiş bu bitki  kendi ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilme özelliğine sahipmiş oldukça ilginç dünyada yetiştiği nadir yerlerden biride Safranbolu&#8217;ymuş. Bitki hakkında bilgi alıp gazozumuzu içtikten sonra aşağı iniyoruz. Safranbolu da demirciler çarşısını geziyoruz burada demirden her türlü eşya ve süs eşyası yapılmış. Büyük kılıçlar, dev kalkanlar, savaşçı başlıkları, ev eşyaları birçok eşyayı görmek mümkün. Bir atölyeye girip demiri kızgın ocaklarda nasıl dövdüklerini ve şekil verdiklerini izliyor sonrada çıkıp biraz çarşıda dolaşıp alışveriş yapıyoruz. Alışverişten sonra Cinciler hamamına gidiyoruz ama tadilat var o nedenle hamam kapalı içeriyi gezemiyoruz Safranbolu sokaklarında dolaşıyoruz, ben evlerin bol bol fotoğrafını çekiyor ve alışveriş yapıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Rehberin de bize katılması ile birlikte <strong>Kaymakamlar konağı</strong>na gidiyoruz bu konak 3 katlı bir konak haremlik ve selamlık bölümleri var burada da eve yabancı biri geldiğinde kadın ve erkekler farklı merdiven kullanırlarmış.  Yemek servisi için çok ilginç bir yöntem bulunmuş odaları ayıran bölümde döner dolap kurulmuş kadınlar yemek pişince hazırlayıp kaplara koyar dolabım öbür tarafından koyar dolabı çevirirlermiş bu sayede yabancı erkekler kadınları hiç görmeden yemek servisi yapılabilirmiş. Konak oldukça büyük olduğundan burada bir kaç nesil bir arada yaşayabiliyormuş. Konakta sergilenen eşyalarda ilginç 150 yıllık bir bindallı, kına gecelerinde giyilmiş 100 yıllık kına kıyafetleri, yaşadıkları dönemde kullanılan kap kacaklar yine cansız mankenlerle kurgulanarak sergilenmiş. İçeriye galoş giyerek girebiliyorsunuz temizlik her daim çok önemliymiş. Bize anlatılan bir detayı paylaşmadan geçemeyeceğim; eğer evin içinde aynanın üzerinde veya dolaplarda herhangi bir yerde toz bulursa gelen konuklar &#8221;yazı yazdık aynanızın tozuna yazıklar olsun evinizin kızına&#8221; şeklinde bir aynanın üzerine not bırakıp giderlermiş. Böyle bir not almak evin kızı için yeterince utanç kaynağı diye düşünüyorlarmış galiba. Konakta bu anlatımları oranın kendi rehberi yapıyor bizde yerel ağızdan dönemin hikayelerini ve yaşayış tarzını dinliyoruz. En üstte bir de çatı katı var burada oturmak için bir kuzu postu var üzerine oturup pencereden manzarayı seyretmesi çok keyifli. Kaymakamlar konağını da gezdikten sonra artık otele dönmek üzere yola çıkıyoruz ama yol üstünde bir Safranbolu lokumcusuna girip lokumun tarihini anlatan bir slayt gösterisi ve video gösterisi izliyoruz kahve ve lokum ikramlarını kabul ediyoruz isteyenler burada bol  çeşitleri olan muhteşem <strong>Safranbolu lokumları</strong>ndan satın alabiliyor. Lokum seven biri değilim ama Safranbolu lokumu bizim evden eksik olmayan bir tatlı olduğundan çoğu çeşidine babam sayesinde aşinayım, babam kahve, çay, lokum gibi konularda uzman sayılır ailecek keyfimize pek düşkünüzdür. Lokum atölyesinde nasıl yapıldığını gördükten sonra akşam yemeği için otele geri dönüyoruz. Akşam otelin bahçesinde canlı müzik ve eğlence var canlı müzik eşliğinde yemek yedikten sonra eğlence başlıyor ve herkes kendini piste atıyor. Bizde kahvelerimizi alıp otelin bahçesindeki çimlerin üzerine atılmış armut koltuklara yayılıyoruz bir yanda çalan müzik diğer tarafta sohbet derken gecenin geç saatlerine kadar oturuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><p>The post <a href="https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/">Ilgaz Dağı’nda bir kahve molası, Safranbolu’da bağlar gazozu</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/kastamonu-safranbolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
