<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kapadokya - Gezente.com</title>
	<atom:link href="https://gezente.com/tag/kapadokya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gezente.com</link>
	<description>Gezente Bir Ruh Durdurulamaz!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Nov 2017 12:46:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>
	<item>
		<title>Yer altı şehirlerinden Ihlara Vadisi&#8217;ne geçmişe dönüş&#8230;</title>
		<link>https://gezente.com/yer-alti-sehirlerinden-ihlara-vadisine-gecmise-donus/</link>
					<comments>https://gezente.com/yer-alti-sehirlerinden-ihlara-vadisine-gecmise-donus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 09:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[IHLARA VADİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[KAPADOKYA]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ağzıkarahan]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziemir yeraltı kervansarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Atlar Diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan dağı]]></category>
		<category><![CDATA[Ihlara]]></category>
		<category><![CDATA[Ihlara vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kapadokya]]></category>
		<category><![CDATA[Kaymaklı yeraltı şehri]]></category>
		<category><![CDATA[Melendiz çayı]]></category>
		<category><![CDATA[Narlıdere krater gölü]]></category>
		<category><![CDATA[Pürenli kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz gölü]]></category>
		<category><![CDATA[Yılanlı kilise]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=1836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sabah dönüş için öncelikle bavullarımızı topluyor ve resepsiyona indiriyoruz. Sabah hava biraz serin o yüzden üzerime daha kalın bir şeyler giyiyorum kat kat lahana gibi giyinmek zor. Otobüse bindikten sonra yeraltı şehirlerine doğru yola çıkıyoruz. Sabah 5.30 da uyanıp hazırlanmak ve bavulu toplamak son gün yorgunluğu ile birleşince biraz halsiz hissediyorum ama hemen pes [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/yer-alti-sehirlerinden-ihlara-vadisine-gecmise-donus/">Yer altı şehirlerinden Ihlara Vadisi’ne geçmişe dönüş…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu sabah dönüş için öncelikle bavullarımızı topluyor ve resepsiyona indiriyoruz. Sabah hava biraz serin o yüzden üzerime daha kalın bir şeyler giyiyorum kat kat lahana gibi giyinmek zor. Otobüse bindikten sonra yeraltı şehirlerine doğru yola çıkıyoruz. Sabah 5.30 da uyanıp hazırlanmak ve bavulu toplamak son gün yorgunluğu ile birleşince biraz halsiz hissediyorum ama hemen pes etmek yok daha uzun bir gün var önümde. Otobüs hareket ediyor ve <strong>yeraltı şehrine</strong> ulaşıyoruz… <strong>Kaymaklı yeraltı şehri</strong> 8 katlı olup ilk katı erken dönem tarihlenmekteymiş. <strong>Roma</strong> ve <strong>Bizans</strong> dönemlerinde de diğer alanların oyularak genişletilmesi suretiyle yeraltı şehri haline dönüştürülmüş. Bugün 4 katı ziyarete açık. Bizde ziyarete açık kısımlarını dolaşıyoruz.Salonlar, şarap depoları, mutfak ve erzak depoları, havalandırma bacaları, su kuyuları, su mahzenleri, kilise ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için kapıyı içten kapatan büyük sürgü taşları var. İçeriye girdikten sonra merdivenlerden aşağı inmeye başlıyoruz ve indikçe daha da soğuyor hava. Koridorları o kadar dar ki bazı yerlerde neredeyse yere oturarak yürümeye çalışıyoruz, önce aşağı inen merdivenler dev bir havalandırma bacasına çıkıyor burası ile birbirine bağlanan diğer katlar çok ilginç. Havalandırma bacasının yanına geldiğimizde ıslık sesine benzer bir ses var ve ne aşağısı ne de yukarısı görünmüyor çok uzun olduğunu tahmin ediyorum. Havalandırma bacası sayesinde tüm katların havası sürekli tazeleniyor. Mutfak kısımlarında ise yine duvarlar simsiyah olmuş çünkü ateş içeride yakılıyormuş. Şarabın ne kadar önemli olduğunu sürekli karşıma çıkan şaraphanelerden ve depolardan anlıyorum. Üzümleri biriktirdikleri derin çukurlarda ezdikten sonra serin ve kapalı yerlere alınarak dinlendiriyorlarmış. Ahır bile var, hemen girişte hayvanları bağlamak için duvarlarda açılan delikleri görüyoruz. Hayvanlar burada saklanırmış içinde ufacık bir mekanda kilise olarak kullanılıyor. Yürüdükçe aşağı iniyoruz her kat birbirine bağlı ve neredeyse bir labirent gibi karışık odalar çeşitli tünellerle diğerlerine bağlanıyor buradakilerin avantajı düşman içeri sızsa bile karmaşık yapısından dolayı saklanan insanları bulmakta zorlanıyormuş. Bizde ok işaretlerini takip ederek yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama katlar belli belirsiz olduğundan hangi bölümde olduğumuzu anlamakta zorlanıyoruz. Kırmızı ok işaretleri aşağıya giden yolu mavi ok işaretleri ise yukarıya giden yolu gösteriyor eğer kaybolursanız bunları takip edebilirsiniz. Belli bir noktadan sonra yine inmeye devam ettiğimizi sansak da yukarı çıkmaya başlıyoruz ben çıkış noktasına gelene kadar levhalara da bakmadığım için dönüş yolunda olduğumuzu anlamamıştım bile. İçerinin atmosferi insanı gerçekten etkiliyor. Basık hava, yukarı çıktıkça düzelmeye başlıyor ve oksijen almaya başlıyoruz. Ortam çok tozlu, benim gibi toza alerjisi olanların dikkat etmesini öneririm. Dışarıda pasajlar içinde hediyelik eşya satılıyor yöresel eşarplar, giysiler, t-shirtler&#8230; Alışverişi tamamladıktan sonra <strong>Gaziemir yeraltı kervansarayı</strong>na doğru yola çıkıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Gaziemir yeraltı kervansarayı küçük bir köy, çok sayıda ev yok ve evler oldukça bakımsız genellikle tek katlı yapılmış modern binaların olmadığı uzak bir yerleşim bölgesi. Otobüsten inerken bir çocuk ordusu tarafından kuşatılıyoruz ayakları çıplak ellerinde meyve ya da çekirdek var onlardan bize de ikram ediyorlar. Yeraltı şehri Kaymaklı gibi değil öncelikle tamamı kapalı değil ortada büyük bir alanın tavanı yok eskiden vardı da sonradan mı çöktü yoksa burası korunma amaçlı değil de konaklama amaçlı inşa edilmiş tam anlayamıyorum. Burası aşağı inen katlı katlı bir yapı değil düz devam eden odaları olan giriş kapısı oldukça rahat geçebileceğimiz büyüklükte koridorları da geniş sanki daha çok hayvanlarında insanlarında rahatça geçip yaşayabileceği bir yer olarak inşa edilmiş. Kervansaray olarak düşünce bu durum oldukça mantıklı geliyor. İçeride ufak bir kilise ve yine şıra hane var. Burası yeraltına oyulmuş bir kervansaray olarak bölgedeki tek örnek olduğundan diğerlerinden ayrılıyor özellik bakımından. Kapadokya bölgesi tarihin derinliklerinde kendinizi kaybetmenizi sağlıyor kelimenin tam anlamıyla. Buradaki gezimiz fazla uzun sürmüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Narlıdere krater gölü</strong>ne doğru yola çıkıyoruz. <strong>Ihlara</strong>’ya giderken uğrayacağımız ve dağın içinde denizi görmüşcesine bizi sevindiren bir göl. Manzara çok güzel açıkçası bugüne kadar göl diye gösterilen ufak su birikintilerini gördükten sonra burayı görmek beni çok heyecanlandırıyor. İlk kez krater gölü gördüğüm için çok garipsiyor ama çok beğeniyorum. Gölün hemen yukarısında ki yolda mola veriyoruz su seviyesine inmek için biraz aşağı doğru sazlıkların olduğu alana yürümek lazım. Arkadaşım günün yorgunluğundan olsa gerek çok isteksizce davrandığından göl kenarına inemiyorum. İçim biraz burkulsa da kahve servisi eşliğinde rehberin anlatımlarını dinliyorum. Gölün sürekli fotoğrafını çekmek geliyor içimden etrafında biraz yürürken küçük bir çoçuk ve süsleyip püslediği eşeği ile karşılaşıyorum. Belli bir ücret karşılığında eşek ile ufak bir tur atmak mümkün. Bu turistlik eğlenceye en çok çocuklar rağbet ediyor. Gölün kenarında ağaçlıklar ve piknik alanı mevcut güzel bir havada buraya gelmek ve piknik yapmakta var. Narlıdere krater gölü aynı zamanda jeotermal alan yanı sıcak su kaynağı olabilicekken suyun fazla kireçli olmasından kaynaklı bu özelliği kullanılmamış. Güzel göl manzarasını geride bırakarak Nihayet<strong> Ihlara vadisi</strong>ni görmek üzere yola çıkıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Ihlara-Vadisi.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter" title="Ihlara Vadisi" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Ihlara-Vadisi-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Ihlara vadisi <strong>Kapadokya</strong>&#8216; ya gelme sebeplerimin ilk sırasında yer alıyor. Lise yıllarımdan beri gelmek istiyor ama her seferinde türlü sebeplerden dolayı bu gezileri hep ertelemek zorunda kalıyordum, kısmet bu güneymiş diyorum.Yol boş Önümüzde olanca heybeti ile <strong>Hasan dağı</strong> duruyor. Dağın eteklerinde hala kar var sanki kollarını açmış bizi kucaklarmış gibi duruyor. Bu manzarayı izleyerek otobüsün ön koltuğunu seçmenin ayrıcalığını yaşıyorum. Erken bilet almanın faydalarından biri de ön koltuğu kapmış olmak. Genellikle tur ile yaptığım gezilerde buna dikkat ediyorum size de öneriyorum en ön koltuk hem rehberi aktif dinleyebilmek hem de ön camdan manzarayı en geniş açı ile görebilmek adına çok faydalı bir seçim. Ihlara vadisine ulaşıyoruz müze kartlarımızı gösterdikten sonra yaklaşık 100 m derinliğindeki vadiye tahta merdivenlerle inmeye başlıyoruz. Gerçekten uzun bir yürüyüş olacak 45 dk &#8211; 60 dk arası yürüyüş temposuna göre süreceği söyleniyor.Manzara çok güzel bu kadar derin bir vadiye ilk inişim. Kendimi dağ yarılmış ve ben içine girmişim gibi hissediyorum aşağıda akan <strong>Melendiz çayı</strong>nın gürültüsünü duymaya başlıyoruz Mayıs ayında oluşumuzdan sanırım oldukça şiddetli bir akışa sahip. Yürüyüşün ilk durağı Ağaç altı kilisesi bu kilisenin aslında girişi daha aşağıdaymış zamanla toprak dolarak çevresi yükseldiğinden 2. kat apsis olarak nitelendirilen yerden şu anda giriş sağlanmakta duvardaki resimlerin çoğu sökülmüş zamanında bu resimlerin duvarlara samanla çizildiği söyleniyor. Kubbesinde İsa&#8217;nın göğe yükseliş sahnesi var. Resimlerde göz çukurları genelde boş buda talan edilirken yapılan bir hasar mı bilmiyorum. Buradan sonra Melendiz çayının kenarından <strong>Yılanlı kilise</strong>ye doğru yürüyoruz. Su oldukça bulanık derinlinin 8 m ye vardığı söyleniyor. Yılanlı kilise girişinde flash kullanmayınız yazısı var içerisi karanlık fotoğraf çekmek güç. Bu kilise de Ağaçaltı kilisesi gibi haç planlı yapılmış bir kilise. Kilisenin üzeri beşik tonozla örtülmüş. Kilise adını batı duvarında Yılanların saldırısına uğramış dört günahkâr kadınla ilgili çizilmiş freskolardan almış. İlk sahne hasarlı olduğundan tam olarak neyin çizildiği anlaşılamamış, ikinci sahnede süt vermeyen kadını yılanlar göğsünden, üçüncüsünde yalan söyleyen kadını ağzından sonuncusunda ise söz dinlemeyen kadını kulağından ısırdığı resmedilmiş. Daha sonra <strong>Pürenli kilisesi</strong>ni de ziyaret edip dönüş yolculuğuna başlıyoruz. Hava sıcak ayaklarımız yürümekten perişan halde rehberimiz serbest zaman verip 1 saat sonra yukarda buluşuruz diyor. Hemen ayakkabılarımızı çıkarıp şişmiş ayaklarımızı Melendiz çayının buz gibi sularına sokuyoruz. Dere gerçekten derin iki adım atmadan dizlerimizi geçiyor korkup geri çıkıyor ve derenin kenarında bir ağacın kökleri üzerinde oturarak ayaklarımızı serinletiyoruz. Su buz gibi 5 dakika bile bu şekilde kalmak neredeyse imkansız. Ayaklarımız soğuktan morarmaya başlarken ayakkabılarımı giyip etrafta gezmeye karar veriyorum bir nebze de olsa serinlemiş olmaktan dolayı mutluyum. Üzerindeki tahta köprüyü kullanarak çayın öteki tarafına geçiyoruz. Birazda orada ne var diye bakmak isterken yardımcı rehber beni yakalıyor ve çok uzaklaşmamam konusunda uyarıyor. Fotoğraf çeken yanındaki yemekleri yiyerek piknik yapan su kenarında oturan insanlar var. Ortam hayli kalabalık öğlen sıcağı tepemizde melendiz çayı kenarından ayrılmak ve o bitmek bilmeyen merdivenleri tırmanmak istemiyorum. Merdivenler çok uzun resmen gözümde büyüyor. Yavaş yavaş çıkmaya karar veriyorum. Çıkarken bir yandan da fotoğraf çekip vadinin kenarından aniden ortaya çıkmış gibi duran bulutları seyrediyorum. Ihlara vadisine son kez bakıp anılarımın içine kaydediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Dönüş yolu artık başlamış durumda <strong>Kapadokya</strong>’dan ayrılıyoruz ve geride 4 günün anılarını bırakırken son olarak <strong>Ağzıkarahan</strong> kervansarayına ve <strong>Tuz gölü</strong>ne uğrayacağız. Ağzıkarahan kervansarayı hakkında bulduğum bir kaç bilgiyi paylaşayım. Han miladi 1231 tarihinde Alaaddin Keykubat tarafından başlatılmış 1239 tarihinde Gıyaseddin Keyhusrev tarafından tamamlanmış. Eskiden kitap kopya edenlere (ağzıkara) derlermiş. Hattatlar yazdıkları yanlış kelimeleri parmaklarını ağızlarına götürerek yalamak süratiyle yanlışlarını düzelttikleri için ağızları daima kara olurmuş. Büyük Türk Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa hattatların ayaklanması sonucunda şehit edildikten sonra tarihte onun ölümünü hazırlayanlara ağzıkaralar, karaağızlılar deniliyor.<br />
Kendimi oldukça yorgun hissediyorum Ağzıkarahan kervansarayında inmiyorum zaten birkaç dakikalık bir mola veriyor sadece otobüs çünkü tadilat nedeni ile burası kapalı. Arkadaşım inip birkaç fotoğraf çekiyor ve ben azda olsa uyumak istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Tuz gölü; yağış alanı 11.900 km² olan kapalı bir havza gölü özelliğini taşıyor. Tuz gölünün kışın kapladığı çok geniş su alanı su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturuyormuş. Tuzlu ortamlara uyum sağlamış olan flamingo, kılıçgaga, angut ve benzeri kuşların yanı sıra yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar halinde yaşıyormuş. Tuz gölüne geldiğimizde filmlerde ve kliplerde üzerinin de hiç su görmediğimden simdi su seviyesinin yeterince alçalmamış olduğundan bana farklı geliyor. Otobüsten inip gölün etrafında dolaşmaya başlıyorum. Su sandığımdan az çıkıyor tuz tabakası ise oldukça kalın. Sadece tuz tabakasının üzerinde 10-20 santim yüksekliğinde bileklere kadar gelen bir su var. İsteyen ayakkabılarını çıkarıp yürüyebiliyor ama tuz ayaklarımı yakacağından dolayı bunu yapmıyorum. Sadece etrafta dolaşıp güneşin batışı ile birlikte tuz gölü manzarasının tadını çıkartıyorum. Gün sona ererken tuz kristalleri üzerinde adeta dans ediyor ve gözlerimi kamaştıran manzaraya bir süre daha bakıyorum. Minik taşlar büyüklüğünde birkaç tane tuz parçasını hatıra olarak alıyorum üzerindeki kristalleşmeler çok ilginç. Güneşi bugün de Tuz gölünün üzerinden batırıyoruz ve bir kültür turu da bu manzara ile İstanbul&#8217;a dönüş yolculuğunun başlaması ile son buluyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Güzel atlar diyarı</strong>ndan ayrılırken nedense aklıma Faruk Nafız Çamlıbel&#8217; in han duvarları şiiri geliyor</p>
<p style="text-align: justify;">Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,<br />
Bir dakika araba yerinde durakladı.<br />
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,<br />
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar&#8230;<br />
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,<br />
Ulukışla yolundan Orta Anadolu&#8217;ya.<br />
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!<br />
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,<br />
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı&#8230;<br />
Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,<br />
Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,<br />
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><p>The post <a href="https://gezente.com/yer-alti-sehirlerinden-ihlara-vadisine-gecmise-donus/">Yer altı şehirlerinden Ihlara Vadisi’ne geçmişe dönüş…</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/yer-alti-sehirlerinden-ihlara-vadisine-gecmise-donus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel Atlar diyarı Kapadokya&#8217;ya gidiyoruz&#8230;.</title>
		<link>https://gezente.com/guzel-atlar-diyari-kapadokyaya-gidiyoruz/</link>
					<comments>https://gezente.com/guzel-atlar-diyari-kapadokyaya-gidiyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[gezente]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2009 09:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPADOKYA]]></category>
		<category><![CDATA[PERİ BACALARI]]></category>
		<category><![CDATA[YURT İÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[cavuşin]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Atlar Diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş-ı Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Kahveci Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Kapadokya]]></category>
		<category><![CDATA[Nadar Avlusu]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Paşabağ]]></category>
		<category><![CDATA[Paşabağ- Derbent Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[peri bacaları]]></category>
		<category><![CDATA[üçler çeşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gezente.com/?p=1828</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeniden yollara düştük, bu sefer gideceğimiz yer Güzel Atlar Diyarı yani Kapadokya bölgesi. Akşam 21.30 da yolculuk başlayacak, Beşiktaş İnönü Stadyum’u önünde toplanacağız hazırlanıp evden çıkıyoruz. Trafik yoğun taksiye biniyoruz ama fazla hızlı ilerleyemiyoruz. Tur rehberimiz arıyor ve yolda olduğumuzu söylüyoruz. Neyse ki yetişiyoruz, kendimizi otobüse zar zor atıyoruz, ilk durak Kadıköy Salı Pazarı önü [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://gezente.com/guzel-atlar-diyari-kapadokyaya-gidiyoruz/">Güzel Atlar diyarı Kapadokya’ya gidiyoruz….</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yeniden yollara düştük, bu sefer gideceğimiz yer <strong>Güzel Atlar Diyarı</strong> yani <strong>Kapadokya</strong> bölgesi. Akşam 21.30 da yolculuk başlayacak, Beşiktaş İnönü Stadyum’u önünde toplanacağız hazırlanıp evden çıkıyoruz. Trafik yoğun taksiye biniyoruz ama fazla hızlı ilerleyemiyoruz. Tur rehberimiz arıyor ve yolda olduğumuzu söylüyoruz. Neyse ki yetişiyoruz, kendimizi otobüse zar zor atıyoruz, ilk durak <strong>Kadıköy Salı Pazarı</strong> önü orada araç değiştireceğiz. Kadıköy de transferimiz gerçekleşirken bende kendime şişme bir yastık alıyorum hani şu yolculuklarda kullanılandan. Malum gece yolculuğu yapacağız ve ben otobüste uyumak konusunda başarılı değilim. Uzun bir yolculuktan sonra sabah 7 -8 arası bir mola verip kahvaltı yapıyoruz ve yola devam ediyoruz, sabah saatlerinde <strong>Nevşehir</strong>&#8216; e ulaşıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk olarak makamını ziyaret ediyoruz. Hacı Bektaş-ı Veli 13 yy da yaşamış, aleviliğin oluşması ve yayılmasında büyük çaba harcamış. Yeniçerilerin yetişmesinde <strong>Bektaşilik</strong> kavramı denilen düşüncenin oldukça etkili olduğu söylenmekte. Hoşgörü, insancıllık, eşitlik bu düşüncenin temelini oluşturarak Osmanlı&#8217;nın batıya açıldığında Hıristiyanlığı anlayışla karşılamasında Bektaşi geleneği ile yetişen yeniçerilerin önemli rolü olduğu düşünülüyor. Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahının avlusu <strong>Nadar Avlusu</strong> adıyla anılıyor, eskiden kapının girişinde &#8216;<strong>Burası aşıkların kabesidir, eksik gelen tamam olur&#8217;</strong> yazıyormuş. Avlunun içinde <strong>üçler çeşmesi</strong> var, dergah avlusu denilen daha içteki avluda ise aslanlı bir çeşme var. Aslanın <strong>Hz. Ali</strong>&#8216;yi temsil ettiği düşünülüyormuş, çünkü Hz Ali&#8217;ye Allah&#8217;ın aslanı da deniliyor. Bunun sebebi ise &#8221;Hz Muhammed, Mihraca yükselirken, önünü bir aslan kesmiş ve bana en değerli eşyan neyse onu ver ki sana yol vereyim demiş. Hz Muhammed’te Hz Fatma&#8217;nın kendisine hediye ettiği yüzüğü parmağından çıkartıp aslanın ağzına vermiş, daha sonra Hz Muhammed bunu bir mecliste anlatırken Hz Ali ağzından yüzüğü çıkartıp Hz Muhammed&#8217;e geri vermiş &#8221; bu tabirde buradan gelmekteymiş. Avludan geçerken <strong>Kahveci Baba</strong> denilen kişinin mezarı hemen ayaklarımızın altında duruyor. Bunun hikayesini ise rehber şöyle anlatıyor; &#8216;Kahveci baba, ben dibekle kahve döverken çok gürültü yaptım öldüğümde mezarımı öyle bir yere yapın ki insanlar üzerimden gelsin geçsin ve ben onların gürültüleriyle huzur bulayım demiş.&#8217; Bizde isteğini kırmadan üzeri mermerle kaplı yerle aynı seviyede olan mezarın üzerinden geçerek Aşevi&#8217; ne varıyoruz. Aşevi içinde devasa büyüklükte kazanlar, ocak körükleri, ağırlıklar, kantarlar, baharat kutuları, kandiller mevcut. İçerideki dev kazanların üzerinde 12 boynuzlu geyik kafası var. Bunun anlamı yemek hazır olduğunda geyik kafası kapının dışına asılırmış bu yemek hazır anlamına gelirmiş. Dergahta kalacak olan kişiler 3 gün misafir edilir daha sonra bir işin ucundan tutması ve yediği lokmayı hak etmesi istenirmiş. Önce kazanlarda pilav pişermiş daha sonra da pilavın yağı ile hoşaf yapılırmış. Yeniçerinin kazan kaldırması olayını tarihten az çok hepimiz biliriz bu olayda şu şekilde gerçekleşmiş; Bir gün dergahta bir nedenden ötürü pilav yapılamamış önce hoşaf yapılmış  ama hoşafa yağ olmadığı için yağ konulamamış. Dolayısıyla hoşafın yağı olmamış ve olay çıkarmak için bahane arayan yeniçeriler nerde bizim hoşafın yağı devlet hoşafın yağını da kısar oldu diyerek kazanları kaldırıp gürültü çıkartarak isyan çıkarmışlar. Kazan kaldırmak deyimi de buradan geliyormuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Buradan ayrılıp <strong>Hacı Bektaş-ı Veli</strong>nin türbesine gidiyoruz. Türbenin içinde yerler halı kaplı ve içeride bir çok döneme ait eşya var; Hz Ali&#8217;nin el yazması, Camili bir saat, derviş küpeleri, yeniçerilerin flaması, sancak alemi var.İçerisi müze gibi bu eşyaları da görüyoruz, daha sonra çilehane denilen dar ve alçak kapılı bir odaya giriyoruz, bunun sebebi eğilerek girerek hem saygıda bulunmuş olmak hem de adına uygun çile mekanına girerken biraz zorlanmak. Burayı da gördükten sonra yavaş yavaş otobüse doğru yürümeye başlıyoruz. Sırada çömlek yapımı hakkında bilgi almak var ve bir çömlekçiye doğru yola çıkıyoruz. Uygulamalı olarak çömlek yapacağız. Hangi ısıda pişirildiği nasıl boyandığı gibi anlatımlar yapılıyor hatta isteyen bir kişide orada uygulamaya katılabiliyor. Satış bölümünde ise usta kişilerin yaptığı çeşit çeşit hediyelik eşyalar satılmakta. Üzerlerindeki işlemeler o kadar zarif yapılmış ki beğenmemek mümkün değil. Aynı eşyaları İstanbul&#8217;da bolca görmek mümkün ama orda ki kadar güzel değiller. Öğle yemeği vakti yaklaşırken Uranüs restoran adlı, tüflerin oyulması yapılmış oldukça otantik bir mekana geçiyoruz, girişinde iki tane kartal heykeli bizi karşılıyor. Burada kanun eşliğinde ve otantik kıyafetler giymiş garsonların dağıttığı sucuklu kuru fasulye ve testi kebabı yiyoruz. Yemeğin sunum şekli, testinin önümüzde kırılması ve servisi gerçekten çok güzel. Öğle yemeğimizden sonra Çavuşin&#8217;e doğru yola çıkıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çavuşin</strong>, bölgesi çok eski bir yerleşim yeri. M.S. 56 yılında genellikle Romalı askerlerden kaçan misyonerlerin buradaki tüflü kayaları oyarak kendilerine gizli sığınaklar yapmaya başlaması ile kullanılmaya başlanmış. Zamanla oradaki yerli halkta Romalıların baskısından kurtulmak için kayaların içine oyuklar yapmaya başlamışlar. Hatta uzun zaman saklanmak için yiyecek depoları, ibadet edecekleri şapeller, hayvanları bağlayacakları ahırlar bile kazmışlar. Her biri oldukça ilginç olan oyuklar içinde kaybolmak mümkün çünkü hepsi birbirine benziyor. Burada serbest zaman veriliyor ve biz bu tüflü mimari içinde dolaşmaya başlıyoruz. Ev denilen oyuklar içinde mutfak bölümünde ateş yandığı için duvarları tamamen siyah olmuş durumda ve günümüze kadar da bu şekilde korunmuş. Rehberin anlattığı hikayeleri dinlerken Romalıların şehre saldırısını, bunu gören gözcü birliklerin halka haber verişini, halkın oyuklara saklanıp kapılarını yuvarlak büyük kaya parçalarıyla kapayışlarını, halkın yaşadığı panik ve korkuyu hayal ediyorum. Çok fazla zamanımız olmadığından buradan ayrılarak <strong>Paşabağ- Derbent Vadisi</strong>ne doğru yola çıkıyoruz.</p>
<div id="attachment_2523" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-6.jpg"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-2523" class="wp-image-2523 size-full" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-6.jpg" alt="Pasabag Derbent Vadisi " width="1024" height="768" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-6.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-6-300x225.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-6-400x300.jpg 400w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a><p id="caption-attachment-2523" class="wp-caption-text">Pasabag Derbent Vadisi</p></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Paşabağ</strong> bölgesine geldiğimizde sürekli fotoğraflarını görmekten neredeyse ezberlediğim vadiyi yakından görme imkanı bulmuş oluyorum. <strong>Peri bacaları</strong>nın oluşumunu herkes coğrafya derslerinden hatırlar üst tarafı daha sert alt tarafı daha yumuşak katmandan oluşan dağ yamacının rüzgar ve yağmur ile aşınması sonucu ilginç şekiller ortaya çıkmış. Eskiden buradaki oyuntuların içini keşişler ibadet yeri olarak ta kullanıldığından bu bölgeye Rahipler vadisi de diyorlar.</p>
<div id="attachment_2154" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2012/03/pasabag-derbent-vadisi-5.jpg"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-2154" class="size-full wp-image-2154" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2012/03/pasabag-derbent-vadisi-5.jpg" alt="Pasabag Derbent Vadisi " width="1024" height="768" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2012/03/pasabag-derbent-vadisi-5.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2012/03/pasabag-derbent-vadisi-5-300x225.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2012/03/pasabag-derbent-vadisi-5-400x300.jpg 400w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a><p id="caption-attachment-2154" class="wp-caption-text">Pasabag Derbent Vadisi</p></div>
<p style="text-align: justify;">Meşhur deve şeklindeki peri bacasını görüyoruz hemen arka tarafta daha geride olan ve uzaktan elleri açık rahibeye benzeyen Meryemana peri bacasını görüyoruz. Buradaki şekilleri hayal gücünüz sayesinde çok değişik suretlere sokmanız mümkün.</p>
<div id="attachment_2460" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-2460" class="size-full wp-image-2460" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-4.jpg" alt="Pasabag Derbent Vadisi " width="1024" height="768" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-4.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-4-300x225.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2009/05/pasabag-derbent-vadisi-4-400x300.jpg 400w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a><p id="caption-attachment-2460" class="wp-caption-text">Pasabag Derbent Vadisi</p></div>
<p style="text-align: justify;">Bir elin parmaklarına benzeyen başka bir peri bacası çıkıyor karşımıza bir süre önünde durup fotoğraf çekiliyoruz ve rehber bizi serbest bırakıyor bende hayal vadisinde, kendimi garip yaratıklarla savaşan bir kahraman gibi hissederek dolaşıyorum. Her an bir köşeden bir yaratık çıkacak ve onu yenerek dünyayı kurtaracakmışım gibi hissediyorum. Gizli ışın kılıcımı saklayarak kötülüklerle savaşmak adına vadi içinde kayboluyorum.</p>
<div id="attachment_1387" style="width: 1290px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Derbent-Vadisi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-1387" class="wp-image-1387 size-full" src="http://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Derbent-Vadisi.jpg" alt="Pasabag Derbent Vadisi " width="1280" height="898" srcset="https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Derbent-Vadisi.jpg 1280w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Derbent-Vadisi-300x210.jpg 300w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Derbent-Vadisi-1024x718.jpg 1024w, https://gezente.com/wp-content/uploads/2011/05/Derbent-Vadisi-427x300.jpg 427w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></a><p id="caption-attachment-1387" class="wp-caption-text">Pasabag Derbent Vadisi</p></div>
<p style="text-align: justify;">Akşamüstü yaklaşırken şarap tadımı yapmak için Turasan şarap fabrikasına gidiyoruz. Burada şarabın nasıl yapıldığını en başından itibaren anlatarak gezdiriyorlar. Şarap yapımı anlatımından sonra tadım ve satış kısmı için ön salona geçiyoruz. Kırmızı ve beyaz şarap tadımları burada yapılıyor isteyen buradan uygun fiyata satında alabiliyor. Akşam güneşi Güzel Atlar Diyarında batmak üzereyken otele doğru yola çıkıyoruz.</p><p>The post <a href="https://gezente.com/guzel-atlar-diyari-kapadokyaya-gidiyoruz/">Güzel Atlar diyarı Kapadokya’ya gidiyoruz….</a> first appeared on <a href="https://gezente.com">Gezente.com</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gezente.com/guzel-atlar-diyari-kapadokyaya-gidiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
