meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8" /> Mimar Sinan'ın Eserleri; Süleymaniye Cami | Gezente.com
Gezente.com

Mimar Sinan’ın Kalfalık eseri; Süleymaniye Cami

suleymaniye cami
← → Önceki ve sonraki yazılar için okları kullanın

Geçen haftalarda gidipte bir türlü yazmaya fırsat bulamadığım Süleymaniye Cami‘sindeyiz. Eminönü‘ne gittiğinizde size tepeden bakan bu ihtişamlı güzel Cami hakkında anlatılan bir çok rivayet vardır… Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan‘a kendisi için bir Cami yaptırmak ister ancak bir türlü Cami’nin nereye yapılacağına karar veremez. Bir gece rüyasında Hz. Muhammed’i görür. Hz. Muhammed kendisine Cami’yi buraya yap diyerek şu anda Cami’nin bulunduğu yeri gösterir ve Cami’nin detaylarını anlatır.
Ertesi gün Kanuni Sultan Süleyman Mimar Sinan’ı yanına çağırır ve Cami’yi nereye yaptırmak istediğinden bahseder. Bunun üzerine de Mimar Sinan yapacağı Cami’yi Sultan Süleyman’a anlatmaya başlar. Sultan Süleyman çok şaşırır çünkü rüyasında Hz. Muhammed’in kendisine anlattığı Cami detaylarını dinlemektedir. Bunu rüyasında gördüğünü nasıl olup da bildiğini Mimar Sinan’a sorduğunda Mimar Sinan kendisine Padişahım o sırada arkanızda ben de vardım der. Aynı rüyayı Mimar Sinan da görmüştür ve bu şekilde inşaat işlemi başlar. Bunlar sadece rivayet tabiki ama hikaye dinlemeyi de anlatmayı da severim. Bu sayede dünya bana her zaman daha gizemli gelir.

Süleymaniye Cami

Süleymaniye Cami

1550 yılında yapımına başlanan Camii’nin inşaa edilme süresi 7 yıl sürmüştür. Cami temelleri atıldıktan sonra temelin yerleşmesi ve sağlamlaşması için yapımına 1 yıl ara verilmiştir. Bu süreç içinde Sultan Süleyman’ın parasının bittiği ve Cami’yi devam ettiremeyeceği söylentileri yayılır. Tahmasb Han bunu duyunca Kanuni Sultan Süleyman’a içi mücevher dolu bir kutu gönderir ve gönderiliş nedenini anlatan bir mektup yazar. Kanuni  Sultan Süleyman bu alaycı üsluba çok sinirlenir ve Mimar Sinan’a gönderilen mücevherlerin Cami’nin harcına katılmasını söyler. Mimar Sinan’da bu mücevherleri minarelerden birinin taşları arasına yerleştirir. Güneş vurduğunda parıldayan bu minareye Cevahir Minaresi denir. Evliya Çelebi bu mücevherlerin güneş ısısından etkilenerek eski parlaklığını yitirdiğini söyler.

Süleymaniye Cami

Süleymaniye Cami

13 Haziran 1550’de Şeyhülislam Ebussuud Efendi tarafından ilk temel taşı koyularak yapıma başlanan Cami inşaatı sırasında Anadolu’nun etrafından her biri usta binlerce kişi çalışmak için getirtilir. Sayısız demirci, duvarcı, nakkaş, kurşun döşeyici, aşçı, hamal gibi insanlarda bu sırada görev almışlardır. Cami’nin 4 sütunu da farklı yerlerden getirtilir. İstanbul’daki Kız taşından, Topkapı Sarayı‘ndan, İskenderiye‘den ve  Baalbek harabelerinden getirtilir. İskenderiye’den gelen taşın taşınması için özel bir gemi yaptırıldığından da bahsedilir. Caminin beyaz mermerleri Marmara Adası‘ndan, yeşil mermerleri ise Arabistan‘dan getirtilmiş. Cami’nin 4 minaresi avlunun dört köşesinde yükselir.

Süleymaniye Cami

Süleymaniye Cami

Camiye bitişik olan ikisinde üçer, diğerlerinde ikişer şerefeden toplam 10 şerefe bulunur. Dört minare Kanuni’nin İstanbul’da hüküm süren dördüncü, on şerefe ise Osmanlı İmparatorluğu‘nun onuncu padişahı olmasını sembolize eder. Kubbeyi ve üstündeki kagir örtüyü taşıyan dört büyük fil ayağı payenin her biri 8 tonluk bir yükü temele yaymaktadır. Mimar Sinan bunları dinin dört direği Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’ye armağan olarak sunar… Cami içine girdiğimizde bizi büyüklüğü ve sağladığı derinlik algısı ile oldukça etkiledi. Her bir detaya sıkılmadan saatlerce bakabilirsiniz. Devrin büyük sanatkarı sarhoş İbrahim’in yaptığı renkli camlar her mevsim güneş açılarının değişkenliğine göre renk değiştirecek şekilde yapılmış.   Mimar Sinan hayranı turistlerin yanımızda oturup ondan övgüyle bahsetmelerini dinlemek gerçekten çok hoştu. Zaman zaman biz bu büyük üstadların kıymetini yeterince bilmiyoruz diye düşünsem de. Önünden her gün geçtiğimiz onlarca yapı tarihin derinliklerini ve gizemlerini barındırıyor oysaki.

Süleymaniye Cami

Süleymaniye Cami

İçeride otururken akustiğin nasıl olduğunu duymak istiyorum ama vaaz veren bir hocada olmadığından bunu duyma imkanım olmuyor. Oysaki Mimar Sinan akustiği denerken neredeyse Kanuni’nin hışmına uğruyordu. Bunun hikayesi de şöyle; halk arasında uzayıp giden Cami inşaatı yüzünden sürekli aslı astarı olmayan dedikodular çıkmaktadır. Yine bunlardan biri Kanuni Sultan Süleyman’ın kulağına gider. Mimar Sinan’ın inşaatı bitiremediği gibi bir de içinde oturup nargile tüttürdüğü aslında kendi eserine aşık olduğu ve delirdiği söylenmektedir. Kanuni bu olayı görmek için bir hışımla Cami’ye gider. Bir de ne görsün Mimar Sinan Cami’nin ortasına oturmuş nargile fokurdatıyor. Bir hışımla söylenir ” Cami’nin ortasında oturup nargile içildiği görülmüş şey midir? Derhal bir izaat ver Mimar başı! ” Mimar Sinan’da bunun üzerine aslında nargile içmediğini zaten nargile içinde tütün dahi olmadığını sadece suyu fokurdatarak Cami’nin çeşitli yerlerinden akustiği test ettiğini bu sayede Kuran okunmaya başladığında Cami’nin en uç köşesinde oturan kişi ile ortadakinin aynı seviyede Kuran’ı duyup duyamayacağını test ettiğini söyler… Mimar Sinan ayrıca Cami içinde ilginç bir hava temizleme mekanizması kurmuştur. Pencerelerden gelen hava akımlarını hesaplayarak içeride kirlenen ve ısınan havayı ve kandillerin isini belirli bir noktada, giriş kapısının üzerindeki bir odada toplayabilmiştir. Toplanan islerden yapılan mürekkebin en iyi mürekkep olduğu ve bununla çok güzel hatlar yazıldığı rivayet edilir.

Süleymaniye Cami

Süleymaniye Cami

Mimar Sinan’ın Cami’nin inşaatı sırasında başına gelenler sadece bunlar değil 7 yıllık inşaat süresince halk arasında bir çok dedikodu çıkmış bunların bazıları Padişahın da kulağına giderek onun hiddetlenmesine neden olmuş. Bu kadar uzun sürmesinin nedeninin Mimar Sinan’ın işi gevşek tutması yüzünden olduğunu hatta kubbenin yıkılma tehlikesi geçirdiğini bu nedenle iskelelerin etrafından sökülemediği gibi söylentiler Kanuni’nin yine bir hışımla soluğu Mimar Sinan’ın yanında almasına neden olmuş.

Süleymaniye Cami

Süleymaniye Cami

Mimar Sinan’ın aslında bu süreç içinde uğraştığı tek proje Süleymaniye Cami değildi elbette. Su kemerleri, başka camiler, medreseler, Ferhat Paşa Sarayı gibi yapılar da inşa etmiş zamanını hiç boş kullanmamış her zaman en iyisini hedeflemiş ve her seferinde kendini aşmıştı.

Süleymaniye Cami

Süleymaniye Cami

Ancak Padişah yine de ona öfkelenir. “Neden zamanını boş işlere harcarsında benim Cami’mi bitirmezsin tez cevap ver bana bu Cami ne zaman bitecek?” der. Mimar Sinan da iki ay sonra Sultanım der. Kanuni bu cevaba inanmasa da gider. Etrafındaki insanlar Padişaha bunun bir hayal olduğunu o süre içinde Cami’nin asla ibadete hazır hale gelemeyeceğini söylerler.

Süleymaniye Cami

Süleymaniye Cami

Mimar Sinan da gece gündüz çalışarak ve işlerin hızlanması için en iyi duvarcıları ve doğramacıları çağırmaya devam ederek çalışan sayısı artırır. Belirtilen tarih dolduğu gün sabah namazıyla Kanuni Sultan Süleyman Cami’ye gelir aslında Mimar Sinan’ın inşaatı bitiremediğini düşünmektedir. Oysa ki Cami’ye geldiğinde Mimar Sinan’ın kapının önünde elinde Cami’nin anahtarı ile beklediğini görür. Mimar Sinan anahtarı Kanuni Sultan Süleyman’a uzatır ama Kanuni anahtarları ona geri vererek “Bu bina eylediğin Tanrı evini sıdk-u safa ve dua ile yine senin açman uygundur.” der.

Süleymaniye Cami-Mimar Sinan'ın Mezarı

Süleymaniye Cami-Mimar Sinan’ın Mezarı

100 den fazla deprem görmüş olan bu güzel Cami’nin tek bir çatlağının bile olmaması Mimar Sinan’ın kalfalık eserinin bile aslında ne kadar büyük bir şaheser olduğunu bize gösteriyor. Cami’nin bahçesinde Sultan Süleyman’ın mezarı var. Cami’nin hemen yan tarafında ise oldukça küçük ve gösterişsiz olan Mimar Sinan’ın mezarı bulunmaktadır.

Süleymaniye Cami-Mimar Sinan'ın Mezarı

Süleymaniye Cami-Mimar Sinan’ın Mezarı

İstanbul’a ve İmparatorluğun dört bir yanında yüzlerce şaheser bırakmış olan Mimar Sinan Süleymaniye Cami’sinin köşesinde sessizce onu izler gibi durmaktadır. Mustafa Sai Çelebi‘nin kaleminden çıkan türbe kitabesinin üzerinde yazılanlar her şeyi özetliyor aslında;

“Geçdi bu demde cihandan pir-i mimaran Sinan”…

← → Önceki ve sonraki yazılar için okları kullanın

Yazıyı paylaşın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>