Gezente.com

Kurgudan da Garip

Kurgudan da garip

Kurgudan da Garip, Yeraltı Edebiyatı‘nın en başarılı isimlerinden Chuck Palahniuk‘un Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı.
Palahniuk bu sefer kısa kısa hikayelerle çıkıyor karşımıza; çokça kendinden, hayatını 1,5 saatlik bir filme ya da kitaba dönüştürmek isteyenlerden, günümüz dünyasında ortaçağ kalesi inşa edenlerden, biçerdöver savaşçılarından, Donanma ve denizaltında yaşananlardan bahsetmekte ama yine o bilindik üslubundan ödün vermeden..

Kurgudan da Garip

Kitaptan alıntılar;

“Amerikan rüyası ücra bir köşede yalnız duran bir evdir.”

“İnsanlar kaybedecekleri hiçbir şey kalmadığı yerlerde en çıplak gerçekleri anlatırlar.”

“Beyaz olmak duvar kağıdı olmak gibidir. İyi ya da kötü anlamda ilgi çekmezsiniz. Tüm dikkatleri üzerinize çekerek yaşamak nasıl olurdu acaba? İnsanların size uzun uzun bakmasına izin vermek? Boşlukları doldurmalarına ve ne isterlerse onu varsaymalarına
izin vermek? İnsanları kendilerinin bazı yönlerini bütün gün boyunca üzerinize yansıtmalarına izin vermek? Yazmanın en kötü yanı, hayatınızı klavye başında harcadığınız korkusudur. Ölmek üzereyken, sadece kağıt üzerinde yaşadığınızı fark edeceğiniz fikridir. Yegane maceralarınız hayal ürünüdür. Dünya savaşıp, sevişirken siz karanlık bir odada oturmuş, mastürbasyon yapıp para kazanmışsınızdır.”

Kurgudan da Garip

“Dışarıda bir yerde her zaman panterler olacak. Hayatın sonsuza kadar devam edeceğini düşünmek çok saftirikçe bir şey.”

“İnsanlar Marilyn Monroe‘yu bir seks sembolüne indirgediler. Ama bu kadar etkili olmasının sebebi insanları neşelendirmesiydi. Etrafına bir keyif dalgası yayıyordu. Gülümseyişi adeta içinize işliyor… Dişi bir bedende harikulade kıvrımlara sahip bir kadın ama insanları ona baktıklarında neşelendiren şey, yaydığı o çocuksu sevgi ışıltısı. Bence onu özel kılan şey buydu.”

“Evli olmanız daha az yalnız olduğunuz anlamına gelmiyor. Eğer dikkat etmezseniz, ilişki en yoğun yalnızlık biçimi olabilir…”

“Dostluk, insanın aşkta, romantik aşkta yaptığı gibi benliğinden ödün vermeksizin yalnızlığını hakikaten hafifleten ve gideren tek şey.”

“İnsanların beni nasıl yere sermeye çalışacaklarını dert etmemek çok özgürleştirici bir şey.”

“Sorun çok büyükse, çok fazla gerçeğe maruz kalıyorsak kendimizi kapatma eğilimi gösteriyoruz. İstifa ediyoruz. Felaket kaçınılmaz göründüğü için eyleme geçemiyoruz. Kapana kısılıyoruz. Buna “anestezi” deniyor.”

“İnsanların dişeti hastalıklarıyla yüzleşmekten bile ölesiye korktuğu bir kültürde insanların bir şeylerle yüzleşmesini nasıl sağlarsınız? Kirlilikle, eşitsizlikle nasıl yüzleşirler? Onları mücadele etmeye nasıl sevk edersiniz peki?”

“Güzellik kültürün inşa ettiği bir şeydir. Üzerinde uzlaşmaya varılmış bir standarttır.”

“Cennet Bahçesi’nde Tanrı kendisine Bilgi Ağacı’nı gösterip, “Bu ağacın meyvesini yeme” diyene kadar mutlu ve halinden memnun yaşayan Adem’i gösteriyor. Adem o andan itibaren özgür değildir. Bu onu mahvedecek olsa bile özgürlüğünü ıspatlamak için ihlal edebileceği, ihlal etmesi gereken bir kural vardır. Kierkegaard bir şeyi yapmamız yasaklandığı anda, bu şeyi yapacağımızı söylüyor. Bu kaçınılmazdır.”

“Hadi şimdilik, en kötü düşmanımız kendimiz değilmişiz gibi davranalım.”

“Yeterince uzakta durursanız, her şeye gülüp geçebilirsiniz.”

“Komşular ya da iş arkadaşları, her gün onların yanında oturmaktan başka bir şansınız olmadığı için tanıdığınız insanlardır.”

                                                                      **********

Kurgudan da Garip

 

Şimdi de sizi arka kapak yazısı ile baş başa bırakıyorum;

Şurası gerçek ki Chuck Palahniuk, ister kafasının içinde ister hayatın içinde olsun, garip şeyler bulma konusunda inanılmaz becerikli bir yazar.

Kurgudan da Garip adlı kitabında Palahniuk bizi herkesin sahnede çırılçıplak istediğiyle istediği biçimde sevişmekte özgür olduğu Montana’daki  Festivale; oradan kaşların yarıldığı, dudakların patladığı Olimpiyat güreş seçmelerine; daha sonra da motor yağlarının yerlere aktığı, tekerleklerin havada uçuştuğu biçerdöver parçalama yarışmasına götürüyor. Kendi hayatından örnekler veriyor ve bize Seattle sokaklarında köpek kılığında dolaşırken insanların nasıl tepki verdiğini anlatıyor. Gittiğimiz her yerde ve tanık olduğumuz her olayda görüyoruz ki hayatın kendisi hakikaten kurgudan da garip.

Chuck Palahniuk bu kitabında ilginç kişilere tutuyor bazen mikrofonu. Örneğin, adını ünlü oyuncu Marilyn Monroe ve seri katil charles Manson’dan alan ünlü şarkıcı Marilyn Manson’u konuşturuyor; “Dünyayı değiştirebileceğinize inanacak kadar idealist olmanız bir bakıma devrimdir ama sonuçta kendinizden başka bir şeyi değiştiremeyeceğinizi anlarsınız.. Başarısız olabilirim ve bu şey işe yaramayabilir ama en azından bu benim seçtiğim bir şey. Mecbur kaldığım için yaptığım bir şey değil.”

Chuck Palahniuk özel hayatının karanlık köşelerine ve “neyi, niçin, nasıl” yazdığına da değindiği bu kitabında, kendi edepsiz, rahatsız edici, yer yer baştan çıkarıcı üslubundan ödün vermeden, kurgunun gerçeğe, gerçeğin kurguya ne denli yakın durduğunu ve bizzat hayatın kendisinin ne denli şaşırtıcı olabileceğini birbirinden ilginç hikayelerle gösteriyor okura.
Kurgudan da garip, yanıltmayan ama son derece şaşırtan bir kitap!

Yazıyı paylaşın