Gezente.com

Pont Alexandre III

Laduree‘den macaronlarımızı aldıktan sonra Eiffel Kulesi’ni görmek üzere yolumuza devam ediyoruz. Eiffel‘e giderken Pont Alexandre III köprüsü ile karşılaşıyoruz. Aslında Paris‘te ki ilk günümüzde de bu köprü ile karşılaşmış ama yazısını eklemeyi unutmuştum. Bu nedenle şimdi de bu köprüden bahsetmezsem kendisine büyük bir haksızlık etmiş olurum.

dsc_0590

dsc_0258

dsc_0261a

dsc_0306

Pont Alexandre IIIArt Nouveau tarzında yapılmış lambaları, melekleri, kanatlı atlarlardan oluşan süsleriyle Paris‘in en güzel köprüsü. 1896 ile 1900 yılları arasında evrensel sergi için açılmış ve adını 1896 yılında temelini atan çar III. Alexandr‘dan (II. nikolay‘ın babası) alan köprü 19. yydan kalan çok güzel bir mühendislik ürünüdür aynı zamanda.

dsc_0686

dsc_0657

dsc_0636a

xzc

dsc_0644

Köprü tarzını Grand Palais‘ten alır, Seine nehri üzerinde 6 metre yüksekliğinde tek aralıklı çelik bir kemerden oluşur. Köprü yapılırken Şanzelize‘nin manzarasını kapatmaması için büyük titizlik gösterilmiş, bu sayede de köprüden muhteşem manzaralar izleyebiliyorsunuz. Biz Paris’teki ilk günümüzde gün batımının bir kısmını buradan izlemiştik. Yeniden önünden geçerken manzaranın tadını doyasıya çıkartmaya çalıştım.

dsc_0772

dsc_0721

dsc_0598

Köprü üzerinden Paris’in simgesi Eiffel Kulesi‘de görünüyor. Eşimle köprüde biraz fotoğraf çektikten sonra etrafı seyre dalıp Eiffel‘i izliyoruz. Rotamız zaten Eiffel önünde piknik yapmak yönünde olduğundan ‘az sonra sana geliyoruz’ diye içimden geçiriyorum. Eiffel’e ve hatta Paris’in geneline dayatılan romantik şehir imajından mı şehrin büyüsünden mi bilinmez manzara bizi baya etkiliyor. Burada sevgiliyle izlenen gün batımından alınan keyif gerçekten çok başka.

Bunlar da Momiji‘min verdiği Paris pozları…

momiji

dsc_0791

dsc_0600

Eiffel’e bu kadar yaklaşmışken bir an önce oraya ulaşmak ve gün batımının keyfini sürmeye devam etmek üzere yolumuza devam ediyoruz.

 

Yazıyı paylaşın